29 Aralık 2013 Pazar

Günebakan

Çok değil, yaklaşık hepi topu beş yıl önce yazmanın benim için bir tutkuya dönüşeceğini söyleseler inanmazdım. Hatta güler geçerdim. Böyle bir yeteneğim olduğunu ben bile bilmezken, aslında doğru kelime "farkına varmamışken" olmalıydı, nereden aklıma gelecekti ki günün birinde bir roman yazacağım.

"Şehirli Kızdan Hikayeler" adıyla bu blogu açtığım o günü, daha dün gibi hatırlıyorum. İlk yazımı yayınladığımda "Okuyan olur mu acaba? Ya beğenmezlerse?" diye düşünüp, saat başı acaba kaç kişi okumuş, hiç yorum var mı diye bloguma girip girip baktığım zamanları düşününce gülümsemekten kendimi alamıyorum. 

Bu blogda büyüdüm ben. Olgunlaştım... 

Kelimelere hayat verebildiğimi, onların sadece harflerden ibaret olmayıp, bilakis efsunlu olduklarını burada keşfettim ben. Gittiğim yerlere, sizi kelimelerimle götürdüm. Hissettiklerimi yine kelimelerimle yaşattım sizlere. Gördüklerimi benim gözümle gördünüz, duygularımı ben gibi yaşadınız kelimelerim sayesinde. Kimi zamansa sizi tanımıyor olmama rağmen duygularınıza tercüman oldum. 

E-postalar attınız, yorumlar yaptınız. Destek oldunuz. En güzel olanı da, hiç tanımamanıza rağmen beğeninizi de, eleştirinizi de benimle içtenlikle paylaşmanız idi.

Hatırlarsanız Mart ayının başında size müjdeyi vermiştim "Hummalı Bir Çalışma" adlı yazımda. Giderek artan bir tutku, hatta belki de şu dünyadaki varoluş nedenim olduğuna inandığım yazmayı biraz daha ileriye götürmenin tam da vaktiydi. Zira kısa hikayeler bu arzuyu dindirmeye yetmez, kelimelerimin yarattığı dünya blog sayfalarına sığmaz olmuştu.

Ve nihayetinde "Günebakan" doğdu. İlk göz ağrım, kıymetlim...

Yazmak öyle bir şey ki, sayfalara aktarmakla iş bitmiyor. İnsanlara okutana, hatta okuyanların fikirlerini duyana kadar o ateş sönmüyor. İçinizi kavuruyor adeta. Yani demem o ki, aylardır içim içime sığmıyor. Soranlara, ne kadar çok istesem de bırakın konusunu, adını dahi söyleyemedim. Bir anlamda ser verip, sır vermedim inanın. 

Ama meraklanmayın, "Günebakan" çok yakında Düz Yazı Yayınevi etiketiyle çıkıyor. O yüzden kütüphanenizdeki yerini şimdiden ayırın derim. İmza günüme de beklerim efendim.

Gelişmelerden haberdar olmak için twitter hesabımdan (@elifgucluten) beni takip edin. Hatta takip etmekle kalmayın, sesinizi bana duyurun.

Sevgilerimle, 




Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.