22 Temmuz 2011 Cuma

Kayıp Balık Şehirli Kız

Yazlık sahibi insanlar genelde yazlıklarına gittikleri vakit fazla mekan değişikliği yapmazlar. Denize aynı mıntıkadan girerler, bisikletle aynı yerlerde dolaşırlar. Tıpkı bir fanusun içinde yüzen Japon balıkları gibi konfor alanlarının dışına pek çıkmazlar.

Nitekim bana da öyle oldu. Üç gün, dört gün dayanabildim ama ben. Zaten 33 yaşında olup da, hala ailesinin yanında tatil yapan nadir insanlardan biriyim. Neyse sağa bakıyorum evli ve çocuklu, sola bakıyorum emekli. Dedim n'oluyoruz? Nereye gitti akranlarım. Hadi akranları geçtim 25 yaş üstü insanlar kayıp. Sanki yeryüzünden silinmişler. Herkes mi Çeşme'ye Bodrum'a akmış. Sonunda bana daral geldi tabi. Bu dinginliğe bir son vermeliydim. Kayıp Balık Nemo misali attım kendimi fanusun dışına, adaşımı da yanıma alarak...

Daha önceden duymuştum, Cunda Adası'nda süper güzel bir koyda Ortunç Club varmış. Beachleri de gayet güzelmiş. Hadi dedik hayatımıza bir haraket katalım. Plaj cicilerimizi giydik, çıktık Altınova Martı Sitesi'nden. Geçtik Sarımsaklı'yı, ver elini Ayvalık. Bir trafik bir trafik sormayın. Dersiniz köprü trafiği. Aştık engelleri, vardık Cunda'ya. Mevlana Caddesi'nden geçtik. Ortunç'u arıyoruz. Lakin yalnış yola sapmışız. Adada kaybolunur mu demeyin. Ufak çapta kaybolduk. Cunda'nın Arnavut kaldırım taşlarıyla döşenmiş ara sokaklarına girdik Arap'la. Nasıl güzel sokaklar anlatamam. Sanki kendinizi İtalya'nın küçük köylerinden birinde dolaşıyor gibi hissediyorsunuz. Süper güzel..

Sonrasında sora sora doğru yolu bulduk. Resmen önce dağın tepesine çıkıyorsunuz, tek şeritli virajlı bir yoldan. Sonra aşağı doğru iniyorsunuz, yine kıvrıla kıvrıla. Ama nasıl güzel bir yol. Çam ormanı, cırcır böcekleri eşliğinde ve muazzam bir manzara. Maalesef yol çok dar olduğundan, kenarda durup da fotoğraflayamadım ormanın güzelliğini. Fakat ormanlık dar yola girmeden önce, tepeden görünen adacıkları çekebilme fırsatım oldu. İşte tepeden görünen o manzara..






Ortunç' a vardık nihayetinde. Kapıda valeler karşılıyor sizi. Aslında Ortunç bir otel olduğu için, dışarıdan plajına girenlerden giriş ücreti alıyorlar doğal olarak. Fiyatı da söyleyeyim, 60 TL. Gayet uygun.. 30 TL'lik kısmıyla içeride yiyip içebiliyorsunuz da. Buraya kadar güzel. Girdik plaj kısmına. Ortam güzel, koy desen süper. Lakin demez mi görevli, "Tüm şezlonglar dolu, sizi minderlere alalım.." diye. O kadar yol gelmişim, üstüne üstlük de para veriyorum, bana şezlong vermiyorlar. Halbuki görüyoruz boş bir sürü şezlong da var. Sebebi de neymiş efendim, otel sakinlerine öncelik tanınıyormuş. İyi de kimse yok..

Gel dedim adaşa, Aytaş'a gidelim. Gerisin geriye geri döndük. İstikamet Sarımsaklı, Aytaş. Serildik minderlere, ohhh değmeyin keyfimize. Deniz, kum, güneş... Şıkır şıkır bir deniz, elekten elenmiş gibi kumuyla Ege'nin kokusu da birleşince offff diyorum..  

Eee tabi insan yüzünce acıkıyor. Hadi dedik birşeyler yiyelim club'ın restorant bölümüne yöneldik. Kartlı sistem var bu arada, giriş 20 TL. Karta 30 TL yüklemek mecburi. Yediğinizi içtiğinizi oradan charge ediyorlar. Verdik siparişimizi. Yemeğin ardından dondurma iyi gider deyip, çikolatalı kupu da beraber söyledim şinitzelle. Bir de baktık ki 10 dakika sonra ne görelim! Hoppp masaya kup geldi. Nasıl yani? Yemekten önce mi? Yahu şaka mı bu? Kim yemek öncesinde dondurması gelsin ister ki? Şaşkın bir ifadeyle, ben yemekten sonra yiyeceğim diye bir açıklama yapmak zorunda kaldım. Zorunda kaldım diyorum, çünkü yani bunu düşünmek için dahi olmaya gerek yok. Yemeklerimiz geldi, ama gelmesi o kadar sürdü ki sıcaktan mahvolduk. Hayır yani işletmecileri neden bu ufak ama canalıcı detayları düşünmezler ki? Koy oraya şu yeni çıkan serinlik püskürten vantilatörlerden, insanlar ferahlasın. Yemek yerken sıcaktan bitap düşemesinler. Piştik inanın, yemek mi yedik hamama mı girdik anlamadım. Neyse hadi dedim nasılsa dondurmam var, hüpletirim onu, ferahlatırım. Lakin nerdeee?!! Sanırsınız dondurmayı baştan üretiyorlar. Bir türlü gelemedi o dondurma. Bekleee bekle, babam bekleee....

Yani anlayacağınız hizmet kalitesi sıfır. Unutmadan bardaklara konan buzların içinde de kalıntılar vardı. Soğuk su içme hayalimiz de, böylece Ege'nin serin sularına düştü. Bakın valla öyle çok ince eleyip, sık dokuyan bir insan da değilim. Ama bunlar önemli noktalar. Ahhh ben işletmeci olacaktım ahhh!

Geçtik güneşliğimizin altına "uzanmışım kumsala, güneş damlar içime" modunda. Fonda bu yazın muhteşem şarkısı, Ajda Pekkan-Tarkan düeti "Yakar Geçerim". Oh sefamız olsunnn derken tam, bir vuvuzela sesiyle irkildim. Bir de baktım ki, iki tane tikican karşıdan geliyorlar, ellerinde vuvuzela. Adaş'a bunlar bize doğru geliyorlar dememe fırsat kalmadan, bir de baktım hoppp geldiler bizim minderlere oturuverdiler. "Angelina ile Britney buradaymış dediler, biz de gelelim görelim dedik" deyivermez mi? Neee nasıl yani? Neremiz benziyor ki? Meğer vatandaşlar water sports'tanmış, bu da bizi davet etme şekilleriymiş. Hay Allah'ım! Ne işim olur benim gibi süslünün öyle muzların üstünde canım? Yok dedik, istemiyoruz biz. Bozuldular gittiler. Oysa ki çok şirin bir yaklaşımları olduğunu ve reddedilmeyeceklerini sanmışlardı galiba. Peh peh pehhh!

Son olarak şunu diyebilirim; Ayvalık ve Cunda deniziyle, doğal güzellikleriyle, elekten elenmiş gibi olan geniş kumsallarıyla, kırmızı mercanlarıyla aslına bakarsanız Çeşme'ye Bodrum'a on basar da, olay sadece doğal güzellikle olmuyor işte. Gece hayatı sıfır gibi bir şey buralarda. Bir tek Sarımsaklı'daki Gossip var o kadar. O da kötünün iyisi. Bu taraflar biraz hareket kazanmalı bu bakımdan. Hani yani böyle huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek, ve de sıcaktan fotoğrafınız çekilsin istemiyorsanız Ayvalık ve Cunda sahilleri sizi bekler. Lakin gece öyle 300 500 modunda bir aksiyon beklemeyin derim.

Olumlu şeyler yazacağım diye başlamıştım yazıya, lakin epey eleştirmişim yahu. Ben artık buralı sayılırım, ne de olsa 89'dan beri Altınova'da yazlığımız var. Her yaz buradayız. Hastasıyız yani. O yüzden içini dışını, gelmişini geçmişini bilirim buraların. Gönlümden geçen daha iyi bir hal alması, revaçta olması bizim sahillerimizin de. Ondandır bunca eleştiri...

Veee nihayetinde Kayıp Balık Şehirli Kız fanusuna geri dönerrrr! Yarın yine yazlıklarının olduğu sitenin plajında denize giriyor olacak. Ne varsa bizim fanus da var canım...


2 yorum:

  1. biz de geçen yıl sarımsaklıya gitmiştik allahım orası ne güzeldir deniz ve kumsal nasıl güzeldir :D cundaya gitmiştik bir günlüğüne, süper bi yer... yazdıklarına katılıyorum yani işletmeciler dikkatli olmalılar...

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.