23 Nisan 2011 Cumartesi

Eski sevgili gay olursa?!?

Olmaz olmaz demeyin, herkesin başına gelebilecek birşey. Öyle hazırlıklı da olunamıyor bu duruma.

Yok yok "gay" biriyle çıkmadım ben. Şunu da belirteyim, çoğu insanın aksine üçüncü cinse karşı bir antipatim yoktur. Homofobik hele hiç değilimdir. Hatta ne kadar sevimli olduklarını daha önce bir yazımda da dile getirmiştim. Ama "arkadaş" olarak..

Gelelim olay nasıl olduya. Sonuç bölümüne gelmeden giriş ve gelişmeye bakalım öncelikle.

Birbirimizi görür görmez kanımızın fokurdamasından belliydi, dolu dizgin bir aşk yaşayacağımız. Öyle de oldu. Bakışlarımızla anlaşıyorduk biz. Ben onun sanki oya gibi işlenmiş gözlerinin derinlerinde kayboluyordum, o da benim bakışlarımda hayat buluyordu adeta. Her bakımdan muhteşem olan, eksiği olmayan, zıttına fazlası olan bir birliktelik idi bizimkisi. 

Bu arada unutmadan, biz 2008 yılında birlikteydik.

Şimdi size nasıl anlatayım ki nasıl biri olduğunu, neye benzediğini bilemedim. Fotoğrafını da koyamam şimdi buraya, ayıp olur. Deşifre etmeyeyim kendisini. Olmaz, olmaz! Adını da veremem. Kısaca tasvir edeyim. Esmer, uzun boylu, oya gibi işlenmiş bal rengi gözleriye attığı, insanın içine işleyen bakışlar. Adaleli kollar. Fit bir vücut. Yolda yürüdüğünüzde ne kadar dikkat çekici giyinseniz de tüm bakışları üzerinde toplayabilen bir "güzellik". Üstelik sadece kadınların değil, erkeklerin de dikkatini çeken büyü gibi, rüya gibi bir yaratık. Çekim gücüne girmemeniz imkansız. Nitekim ben de nasibimi almıştım bu güçten.

Ama şunu söylemeliyim, beni asıl etkileyen yaşam tarzı, mütevaziliği ve kalbiydi. Kalıbına uymuyordu bu çocuğun ruhu. Dışardan baktığınızda kesin "Aaa çok çapkındır, her gece bir yerlerde eğleniyordur kesin. İç çamaşırı değiştirir gibi kız değiştiriyordur."diyebileceğiniz zat-ı muhteremin hiç de o taraklarda bezi yoktu. Şimdi kalkıp da canım senin ruhun duymuyordur diyeceksiniz, ama değil. Ne alkol alır, ne gece dışarı çıkar. Hatta beş vakit namazını kılan, oruç tutan bir insandı. Hatta bir keresinde ezan okunurken, öpiyim dedim de, "Günah, ezan okunuyor!" diyerek beni itmesi bir olmuştu da n'oluyor diye kala kalmıştım. O birkaç saniyelik şaşkınlıkta saf saf "Aaa ne güzel hem yakışıklı, hem dindar. Bundan hiç zarar gelmez. Haram diye başka 'kıza' da bakmaz" diye aklımdan geçirmiştim. Ahhh ahhhh! Beteri oldu!

Gece hayatı hiç yoktu. Yani biz çıkarken öyle idi. Sonra sonra dank etti. Bülent Ersoy da "Allah" kelimesini ağzından hiç düşürmez, namaz kılar, oruç tutar. Şimdi düşüp bayılacağım yarabbim.

Kendine biraz fazla bakardı. Yani siz de öyle bir görüntüye sahip olsanız, eminim siz de bakardınız ya, o ayrı.. Ama asla feminen değildi, hiçbir hareketinde. Hatta kısa giyme, açık giyinme diye ikaz ederdi de beni, hafif maço tarzı hoşuma giderdi. Acaba kıskanıyor muydu? Yani canım işte anladınız siz kıskançlığın türünü..

Çok spor yapardı. Eee kaslı bir vücuda da o sayede sahip olmuştu. Göğüs kıllarını ağdayla alırdı. Yani olabilir, alabilir. Çoğu erkek aldırıyor kıllarını canım ne var bunda, diye düşünmüştüm o zamanlar. Bana yaptığı açıklama da öyle şüphe uyandıracak türden değildi. Tabi o zamanlar...

ŞK: Niye aldırıyorsun ki göğüs kıllarını? Ne gerek var?
ExBF: Spor salonunda üstümü çıkardığımda kötü duruyor.
ŞK: Eee canım çıkarma sen de üstünü.
ExBF: Olmaz terliyorum, çıkartıyorum.
ŞK: Yahu acır ağdayla alıyorsun. Sen desene şuna kızlara şov yapıyorum diye ehehehhe...

Tabi ne bileceğim o zaman şovu "kızlara" değil de... Offf offfff  çok fena! Yazarken bile tüylerim diken diken oluyor.

Yani biliyorum bunlar ufak, mini mini ayrıntılar. Tek tek bakınca bir anlam ifade etmiyor ama, biraraya getirince işaret ettiği tek bir şey oluyor. Anlattıklarımı hep birlikte düşününce siz de aynı fikirde olacaksınız.

Her birlikteliğin yaşadığı süreçlerden geçtik biz de. Tanışma, tutuşma, yanma ve sönme. Küllendik ve bitti en nihayetinde. Bu arada ExBF'im biz tanıştığımızda ve birlikteyken çalıştığı yerden ayrıldı. Sonra bir reklam firmasına girdi. Ki zaten herşey o reklamcılık şirketine girmesiyle başladı. Ayrılmamızdan neredeyse üç yıl geçmişti. Ayrıydık ama birbirimizden haberdardık, ara sıra görüşürdük. Kötü ayrılmadık yani. Neyse bir baktım adamın hayat tarzı değişti. Gece çıkar oldu, alkol alır oldu. Hatta disco boy oldu tam anlamıyla. Allahım ben gece dışarı çıkartmak için ne diller dökerdim de çıkmazdı. Bir anda değişti. Öğrendim ki Mustafa diye biri ile arkadaşmış. Ama adam gay! E bizimki de "yıımıırrtaaa" gibi çocuk zaten. Gece dışarı çıkarıyormuş bizimkisini. Nereye mi? Tabi ki gay barlara, ve nerede ciks mekan varsa oralara. Resmen piyasa yapmaya, boy göstermeye. Bunları da bana ExBF anlatıyor. Yoksa nereden bileceğim. Sordum:
 
ŞK: Olumm senin ne işin var gay barlarda? Benimleyken domestic'tin de n'oldu da böyle oldun birdenbire?
ExBF: Ya eğleniyoruz. Mustafa ve arkadaşlarıyla çıktık.
ŞK: Yawww seni meze yapacaklar kendilerine birşey değil! Mustafa'nın arkadaşları da kendi gibidir kesin. Ne işin var aralarında?
ExBF: Muhabbetleri hoşuma gidiyor. Hem gay barda istediği gibi dans edebiliyor insan.
ŞK: Ellediler mi seni? İtiraf et çabuk! Asılan oldu mu?!! Hay yarabbim delircem şimdi!!!
ExBF: Asılana Mustafa ile olduğumu söylüyorum.
ŞK: ##***#??!!!##*** (Koptuğum andır.)
 
Tamam dedim, kaybettik güzelim çocuğu. Yani normal olan erkek gaylerle gay bara gider mi? Hatta benim tanıdığım çoğu erkek arkadaşım varsa yakınlarında kaçarlar. Demek Ricky Martin filan da böyle oldu. Ama niye? Neden? Bir erkek bir anda nasıl böyle olur? Ya da aslında bir anda olmadı mı, bu bir sürecin eseri miydi? Hayal kırıklığına uğramıştım. Bakın insan böyle bir şey olunca, "Acaba bende mi bir eksiklik vardı?" moduna giriveriyor ister istemez. Bir de inkar dönemi oluyor, "Yok canımmmm! Ben biliyorum onu, olamaz. İmkansız!"
 
Iywww düşünsenenize eski erkek arkadaşınız başka bir erkekle elele. Daha fenası göz göze, mıncık mıncık! Çok fena çokkk! Hayal etmesi bile kötü. Ay kim bilir daha başka neler yaparlar bunlar? Yani başka kadınla olsun, kendi gözünüzle hatta görün birlikteyken, inanın bu kadar "garip" hissetmezsiniz.

En güçlü erkeklerin içinde bile bir gay var mıdır? Yoksa bir doygunluk noktasına mı ulaşıyorlar da farklılıklara yöneliyorlar? Kim bilir. Ne diyelim Allah şaşırtmasın..

Kafamdaki tüm bu soru işaretlerinin cevabını bulmalıydım. Bir gün buluştuk, oturduk bir yere. Sağdan soldan konuşuyoruz. Öyle direkt soramıyor da insan "Sen gay misin?" diye. Ne yapsam ne etsem de öğrensem gerçeği derken, telefonu çaldı. Titreşimdeydi, reddetti. Bu bir kaç kez daha oldu. Her seferinde yüzü karışmış bir şekilde reddetti gelen aramayı. Dayanamadım  ve dedim ki;

ŞK: Belki önemli bir şeydir açsana. Kız arkadaşın filansa da aç ki merak etmesin. Bozulmam merak etme.

İçimden geçiriyorum, inşallah kızdır arayan, tanrım lütfen kız olsun! Bir zamanlar profesyonel fotoğraf çektirmişti, dergilere konulacak türden. Çeken adam arıyormuş, Singapurlu muymuş neymiş.

ExBF: İstanbul'a gelmiş, görüşmek istiyor benimle.
ŞK: (Saf saf) Eee görüş belki iş içindir, çekim içindir.
ExBF: Yok ya, adam gay...
ŞK: ##***#??!!!##***  (Geçmiş olsun, dedim kendi kendime..)

Şimdi nerede mi? Amerika'ya gidiyor. Ne için gittiği meçhul. İş bulup da orada çalışmaya gidiyor değil yani. Gitti güzelim yııımırtaa gibi, nakış gözlü çocuk. Ahhh ahhh! Ne diyeyim ex'lerimin evlenmelerine alışmıştım. Ama gay olması? Sağ olun almayayım. Siz siz olun, gözünüzü dört açın. Olmaz olmaz demeyin, artık her şey mümkün.
 
Demek ki neymiş? Ne çok iyi olsun, ne çok kötü. Ortalarda olsun, "erkek" olsun, ama bizim olsun...
 

6 yorum:

  1. Ocak ayından sonra sen yazmayı bıraktın, bir süre sonra da ben blogu takip etmeyi bıraktım. Bugün bir de baktım ki iki yeni yazı eklenmiş. Sevindim :)

    Nisan ayında okuduğum Ayşe Ozyilmazel'in köşe yazısını anımsattı ::)))

    http://www.utanmazmedya.com/medya/63647-ayse-ozyilmazel-in-eski-sevgilisi-hasmet-babaoglu-da-eski-sevgilim-lezbiyendi-yazsa-ne-olur.html

    Daha da kötüsü, ex'inin ex'i ile ilişki yaşamak. En azından ex'in senin ex'in ile bir ilişki yaşamaya başlamamış ::)

    YanıtlaSil
  2. Yazmayı bırakmadım da ara vermiştim evet. Tekrar bloga baktığınıza sevindim. Bu arada exim diğer bir eximle olsaydı.... Tanrımmm düşünmek bile istemiyorum. Öğğkkk böğğkkk bir durum olurdu :)))

    YanıtlaSil
  3. Seksizme alışmış, yobaz toplumların gay olgusu hakkında neden bu kadar sert bir politika izlediklerini anlayamıyorum. Gay kişileri toplumdan dışlamaya çalışmak; onları ezmek; dalga geçmek bence kimsenin enline bişey kazandırmıyor. 3-5 dakika dalga geçiyorsunuz ve sonra orada kalıyor sizin için. Ama gayler için öyle değil. Bir zaman sonra alışıyorsunuz ama... Bir gay olarak bunu hissetmek hiç hoşuma gitmiyor. Gay olmak emo olmak gibi bir akım değil. Bu bir felsefe; bir hastalık da değil. Her neyse ya ne desem boş sanırım. Amerika gibi gay erkek nüfusu %40 ı geçince; -ki Türkiye' deki baskılardan dolayı kendisini bulamayan çok saklı gay var- biliyorum ;" Eski sevgilim gaymiş meğer, sağlık olsun" diyebilmenizi diliyorum. Kalbiniz kırılmış olabilir; anlamaya çalışıyorum. Ama bu üslup biraz kırdı beni; bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba,

    Bu yazıyı yazarken asla birilerini rencide etmek ya da dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu. Bilmeden sizi incittiysem özür dilerim.

    Hakkımda peşin hüküm vermeden, bir de http://sehirlikiz.blogspot.com/2009/12/arkadaslarla-nu-peraya-yemege-gitmistik.html yazımı okumanızı isterim.

    Sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.