13 Aralık 2010 Pazartesi

Parti mi dediniz? Neredeeee?

Geçen Perşembe akşamı, çoğu iş çıkışı yaptığımız şeyi, yani İstanbul'un köprü trafiğinde boğuşarak ve tampon tampona aşk yaşayarak (artık adına ne denirse), cebelleşmeyelim dedik bir arkadaşım ile. Nasıl olsa evler yerli yerinde duruyor,  eh bekleyen koca ya da çocuk namına kimse de yok (neyse ki). Farklı bir şeyler yapalım, ne yapalım derken, aklıma Türkiye'nin en büyük mekan arama motoru Mekanist.net'in Asmalımescit Faces'teki partisi geldi.  Bir hafta kadar önce davetiyesi gelmişti. Miskinlikten ve de  üşengeçlikten,  "Amannn şimdi kim gidecek? Hem ertesi sabah erken kalkacağım. Alkol almaya kalksam. Eh arabayı ben kullanıyorum, fazla da içemeyeceğim. İçsem zaten, sonra ertesi gün başım zonklayacak. Suratım şişecek. En iyisi mi ben gitmeyeyim" diye düşünüp, burun kıvırmıştım..

Şimdi bana kalkıp şöyle demeyin, "Bekarsın, hesap soranın yok.  İşin var, çalışıyorsun. Kendi ayaklarının üzerinde duruyorsun. Daha ne istiyorsun?! Gez, dolaş, hayatını tadını çıkart". Arkadaşlar, geziyorum, tozuyorum. Çıkartıyorum hayatın tadını çıkartmasına da,  malum güne sabah ezanıyla uyandığım için, normalde haftaiçi gece dışarı çıkmamayı tercih ediyorum. Neyse sonuçta kendi kafamda yarattığım ve de büyütüğüm engelleri aşarak, o partiye gittik.

Giyimlerine bakılınca, çoğunluğun bizim gibi iş çıkışı koştur koştur geldiği belliydi evente. Yurdum insanı popülasyonunun, ağırlıklı olarak bayan olmasına karşın, inanmayacaksınız ama gittiğim bir organizasyonda bu defa erkekler çoğunluktaydı. Hayır canım, gay bar filan da değildi. Hem benim ne işim var gay barda?

Bu arada daha önce Faces'a gitmediyseniz, biraz da mekânı anlatayım size. Evet, Faces biraz küçük ve dar bir alana sahip, ama sevimli bir yer. Yemekleri gayet lezzetli, ve porsiyonları doyurucu. Çalışanlar güleryüzlü.  Bir Dj'leri var ki sormayın, Erkan Karaer! Süper güzel çalıyor, havaya girmemeniz imkansız. 90'lardan günümüze kadar hit olmuş, unutulmaz parçaları tekrar ve peşi sıra dinlemenin zevkine vardık sayesinde. Gidecek olursanız Çarşamba ve Pazar günleri hariç her gün Dj koltuğunda oturuyormuş Faces'in.

Saat 20.00 civarıydı mekâna vardığımızda. Hemen yemeklerimizi sipariş ettik, öncesinde de içkilerimizi söyledik. Bir "Martinisever" olarak, açılışı Votka Martini ile yaptım. Ama şunu söyleyeyim, barmenin hazırladığı içkinin, martini ile alakası yoktu. Adeta limon suyuna boğulmuş, votka ve vermut dry'ın çığlıklarını duymamak imkânsızdı. Bardağın içinde yüzen limon taneciklerinden gözlerimi alamadım. Her ne kadar zeytin yemiyor olsam da, o şık martini kadehinin içinde martini ile özdeşleşmiş zeytini göremiyor olmanın hüznünü yaşadım biran. Bu arada bayanlara ve de benim gibi çok ağır içkileri kaldıramayanlara ufak bir tavsiye, "Martini" için. Bence bir kadının eline bu kadar yakışan, bu kadar insanı seksi kılan bir başka içki yoktur. Üstelik martini ile zeytinin, kadehin içinde adeta sevişircesine birbirleriyle içli dışlı olmaları, sırf bu içkiyi içmenize sebep olmalıdır....

Baktım martininin ikincisi söylesem, ilki gibi çakma olacak. Ben de barmenin kendinden bir şeyler katamayacağı Miller söyledim. Onu da içtim, muhabbet koyu.... Saat ilerledikçe masalar kalktı, standlar çıkıverdi. Mekân bir anda cafe modundan, club moduna geçiverdi adeta. Derken en sevdiğim şey "shot"lar, parti sahibi Mekanist'in katılımcılara jesti olarak çıktı piyasaya. Allahım içtikçe yenisini veriyorlar, zaten renkli renkli minik minikler. Kaç tane diktim kafaya bilemiyorum. En son saymayı bıraktığımda 5 ya da 6 idi. Saat epeyce ilerlemişti, eh kafalarımız da iyiydi. Ertesi gün iş günü olduğu için, abartmayalım dedik ve kalktık.

Biliyorum tabi başıma gelecekleri, o kadar iç iç.. Eve girer girmez kendimi zor attım tuvalete. İçim dışıma çıktı. Evet, evde bekleyen ya da gece boyunca eşlik eden koca ya da sevgili olmaması gerçekten iyi oldu. Çünkü beni öyle kurbanlık inek gibi böğürürken görmüş olsaydı eğer, adama rezil rüsva olurdum. Gece öylece geçti, ama biter mi o kadar kolay? Hayır, tabi ki de.

Sabah başım zonklayarak uyandım. Allahım sağdan, soldan, her yönden bir ağrı ki sormayın. Geçmek bilmedi tüm gün. Taa ki eczaneye gidene kadar. Adeta "ertesi gün hapı" alan hatun kişilerin içinde bulunduğu ""Evet, dün seks yaptım. Ne var bunda? Sen hiç yapmadın mı?" ruh haline eş değer bir psikoloji ile eczacıya sordum, "Merhaba, eee şey ben biraz akşamdan kalmayım da, başım zonkluyor. İlaç ne önerirsiniz?". Eczacı çocuk adeta, şakkk diye uzatıverdi mucizevi ilacı (Alka-Seltzer). İçtim, sonunda rahatlamıştım..

Bu hikayeden çıkarılacak sonuçlar:

1- Şunu anladım, artık bir zamanlar Dr. Renaud Salatalık Kremiyle cildine bakım yapan o tazecik kız değilim. Bünye kaldırmıyor bazı şeyleri.  Senin neyine o kadar içmek kızım?

2- Mekanist.net'in partileri güzel oluyor, mutlaka Yılbaşı Rehberine de gözatmalı.

3- Ecza dolabından Alka-Seltzer'i eksik etmeyeceksin..

Mekanist ekibi, bu güzel akşam için teşekkürler. Siz bu işi gayet iyi biliyorsunuz..






















16 yorum:

  1. Bünye içkiyi kaldırmıyorsa içmemek ya da bir kaç kadeh içmek en doğrusu bence..İllaki içmek için içmemek gerek..Martini ve zeytin arasındaki diyalog ile ilgili cümleler de güzel:)
    Köylü

    YanıtlaSil
  2. bugün keşfettim ve pek keyifli buldum blogunuzu.
    Uğrayacağım sık sık..
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Hoşgeldin Zeugma ve teşekkürler :))

    YanıtlaSil
  4. Ben de teşekkür ederim .İstanbul'a gitmeden İstanbul'u cümlelerle gezdiğim için:)
    Köylü..

    YanıtlaSil
  5. O zaman izlemeye devam et, çünkü daha çok yer gezip göreceğiz. Bu daha başlangıç :))

    YanıtlaSil
  6. Takipteyim:))
    Köylü

    YanıtlaSil
  7. Yılbaşında cümlelerle nerelerde olacağız merakla bekliyorum:))

    YanıtlaSil
  8. bianco gibisi olmaz...
    Bence martini, evde loş ışıkta ve minimum bir şişe tüketilirse daha bir mis olur.

    YanıtlaSil
  9. Sevgili adsız okurlarım,

    Adınızı yazmazsanız ben kimin kim oldugunu nasıl anlayacağım? En sıkı takipcim kim nasıl bilecegim. Google mailiniz olmasa bile, anonim olarak yorum yazsanız da alta adınızı yazın lütfen. Beni böyle merakta ve ikilemde bırakmayınız :)))

    YanıtlaSil
  10. ikilem ?
    Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem...

    merak ?
    Herşey, bir merakla başladı...

    YanıtlaSil
  11. Sevgili şehirli,ben adımı alta yazıyorum:))sıkı takipçi benim :))
    Köylü

    YanıtlaSil
  12. Takıldım peşine:))
    Köylü

    YanıtlaSil
  13. Şekercim ne zamandir okuyamiyordum her zamanki gibi süper ;) Geçmiş olsun bu arada. Mrs Tsn.

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.