5 Kasım 2010 Cuma

Bir zamanlar genç, adaleli bir Cenk var imiş...

It's just a little crush
Not like I faint every time we touch
It's just some little thing
Not like everything I do depends on you

Jennifer Paige, Crush..

Dinlerken aldı beni götürdü üniversite yıllarıma. Sene 1997 ya da 1998. Bilkent günlerim, Ankara..

Küçükken ben böyle değildim. Yani bu kadar cesur, dobra, duygularını kolayca ve çekinmeden ifade edebilen. İşte o yıllarda platonik aşklarım oldu, olmadı değil. Bakın bir tanesini anlatayım.

Okuldan en yakın arkadaşım Müge idi. O Ankaralı idi, ailesiyle yaşıyordu. Bense ailem dağıtabilme potansiyelimi öngörerek ayrı eve çıkmama izin vermediği için, Bilkentin kampüs içindeki yurtlarında kalıyordum. Bilkentli olanlar bilir, 76. yurt. Hani merkezde, tam tepede olan. Hoş bu yurtlar da bildiğiniz yurtlardan değildir, o da ayrı bir konu.

Üniversite yıllarım az okula gidip, çokça eğlenmekle geçti diyebilirim. Partiler, gezmeler, saat sınırı yok, hesap soran yok. Gençlik işte.. Yani anlayacağınız Ankara'da öğrenci olmanın, hele de aileden uzakta olmanın tadını epey çıkardığımı söyleyebilirim.

Bilkent şehir merkezinden biraz uzakta olduğu için, gece dışarı çıktığımızda, arkadaşım Müge sağ olsun evlerinde ağırlardı beni. Bu hep böyle olmuştu önceki senelerde de. Anne ve babası da şeker insanlardı, sorun olmazdı. Bir de Müge'nin daha önce hiç görmediğim bir ağabeyi vardı.  Bizden 2-3 yaş büyük olduğunu, üniversiteyi Amerika'da okuduğunu ve İspanyol bir sevgilisi olduğunu bilirdim, hepsi o kadar. Mezun olup Türkiye'ye geri dönmüştü o yıl. Tabi ben daha önceden hiç görmediğim için, eh Müge de çok çok güzel bir kız olmadığı için, Cenk'in de az çok Müge'nin erkek versiyonu olduğunu düşünmüştüm. Rahat rahat söylüyorum fark ettiğiniz değil mi? Çünkü Müge daha sonra bana küstü. A bir de böyle şeyler vardır kızlarda. Yok küserler, kapris yaparlar, trip atarlar, kıskanırlar filan. Neyse şimdi o konuya girmeyeceğim.

Yine dışarı çıktığımız bir gece, Müge'lerde kaldım. Gece ne kadar geç yatarsa yatsın, erkenden kalkanlardanımdır. İşte o sabah da gözümde çapak, saç baş darmadağın, hala alkolün etkisinde bir hal ile, ve hatta akşamdan kalma bir makjayla kaldığımız odadan çıktım. Tanrım, bir de ne göreyim!! Karşımda sadece üzerinde boxer'ı olan, yarı çıplak, adaleli, dip diri yanık tenli vücuduyla Cenk! Allahım dedim kendi kendime. Yoksa bir rüya mıydı? Eğer bu bir rüya ise, ben neden şebek gibiyim? Ne yapacağımı, kafamı, hatta tüm bedenimi nereye saklayacağımı şaşırmıştım. Ama nafile, kabak gibi karşısındaydım. Yüzünde garip bir ifade ile (sanırım beni o halde görünce dehşete düştüğünden, eee tabi adam İspanyol hatunlara filan alışık), bana günaydın dedi. Hebele hübeledikten sonra, ağzımdan günaydına benzer ama düşük volumeda bir ses çıktı. Olay yerinden kaçarcasına kendimi tuvalete nasıl attığımı bir ben bilirim, bir Allah ve ne yazık ki bir de Cenk.

Sonra cep telefonuma koştum, İstanbul'daki ablama mesaj atmalıydım. "Mügenin abisini gördüm, yarı çıplaktı. Salyalarımı toplayamadım.", attığım mesaj bu idi, fakat yolladığım kişi ablam değil, Müge'nin ta kendisiydi. Müge'nin odadaki cep telefonundan mesaj sesini duydum, koştum. Ama Müge çoktan uyanıp, okumuştu. Ne mi oldu? Sadece rezil oldum tabi. "Benim tüm arkadaşlarım aşıktır zaten abime, dert etme" deyip, güldü. "Allahım, şebekten de öte bir müsibettim ben" diye düşündüm. Ama aşık bir müsibet, ilk görüşte aşık olmuş bir şebek..

İlk karşılaşmamızdı bu, ama son olmayacaktı. Bir şekilde kendimi göstermeliydim, yani geçen sabah gördüğü şebek olmadığımı ispatlamalıydım, ama nasıl? Her Müge'lere gidişimde bir süs, bir kokoşluk anlatamam. İşe yaradı mı peki? Tabi ki hayır. Artık gerçeklerle yüzleşmiştim, sadece bir hayaldi benim için. Yıldırdı mı bu beni ? Hayır!

Yine nadiren girdiğim derslerden birinden çıktıktan sonra Arjantin Caddesindeki Cafemiz'e gittik Müge ile. Sonrasında bir şekilde evlerine gitmeliydim, hani bir kere göreyim hesabı. Ne yaptım biliyor musunuz? Cenk'in albümlerinden bir fotoğrafını gizlice aldım. Ve cüzdanımda sakladım o fotoğrafı. İnanabiliyor musunuz? Asıl şimdi duyacağınıza inanamayacaksınız. Yine yatıya kaldığım bir akşamın sabahı, lavaobada dişlerimi fırçalıyordum. Ve işte o anda aklıma bir fikir geldi, hayallerimde yaşattığım bir sahneyi düşünerek, Cenk'in diş fırçasını ağzıma soktum. Neden böyle bir şey yaptığımı inanın ben de bilmiyorum. Ne kadar hastalıklı düşüncelere sahipmişim tanrım. Hatta bununla da yetinmeyip, Cenk'in evde olmadığı bir gece, gizlice odasına girip, yatağına uzandım. Sadece uzandım, tamamen masumane düşüncelerle.

Kim bilir şu anda Cenk ne yapmaktadır? Tesadüfen bu yazdıklarımı okusa, ne yapar? Ağzını mı çalkalar mesela? Ama üzgünüm, bunun için çok geç. :))) 

Ya işte böyle. Bir zamanlar kendi çapımda, ucubece hareketlerde bulunmuşum, kabul ama vallahi zararsızdım. Hatırladıkça gülüyorum.. Hepimizin böyle acayiplikler yaptığı dönemler olmuştur illa ki, değil mi? (Evet olsun bari cevabınız da, kendimi daha da garip hissetmemeyeyim) Şimdi mi? Hayır tabi ki de, böyle şeyler yapmıyorum. İhtiyaç da duymuyorum zaten, diyerek havamı da attıkdan sonra, ne diyelim?

It's just a little crush
Not like I faint every time we touch
It's just some little thing
Not like everything I do depends on you

6 yorum:

  1. Yalnııııız foto yazıya feciii görsel efekt katmış hehe :)

    YanıtlaSil
  2. bir de düşünün o fotoğrafa benzer bir görüntüyü, canlı kanlı sabahın köründe karşımda gördüm ve maalesef saçaklı bir halde :))

    YanıtlaSil
  3. olur böyle vakalar türk polisi yakalar :)

    YanıtlaSil
  4. :))) yemın edıyorum oyle bır dikkatle okudum kı anlatamam :))) ama helal olsun dıyorum baska bısey demıyorum ya :))) cocugun dıs fırcasını agzına sokmus :)))demek ki cınsel durtulerıne sahıp olamayan tek yaratık erkek degılmış

    YanıtlaSil
  5. forhan27@hotmail.com

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.