23 Ekim 2010 Cumartesi

Üç vakte kadar....

Doğamız gereği ileride bizleri nasıl şeylerin beklediğini, geleceğimizin nasıl olacağını merak eder dururuz. Tamam bayanlar belki biraz daha fazla meraklıdırlar gelecekte onları neleri beklediğini öğrenmeye, ama erkekler de en az biz kadınlar kadar ilgi duyarlar. Hiç burun kıvırmayın beyler, "Hayır canım işim olmaz" da demeyin hiç. Yemeyiz...

Flashforward dizisini izlemişsinizdir belki. Kim tarafından yapıldığı bilinmeyen bilimsel bir deney sonucunda, dünyadaki tüm insanlar aynı anda karartma ( blackout ) yaşıyorlar. Yani herkes o anda uykuya dalıyor ve ileride yaşayacakları hayatlarına dair kesitler görüyorlar. İşin garibi gerçekten de oluyor, o bir kaç dakikada gördükleri şeyler..

Tabi bizim hayatımızda böyle insanın kan dolaşımını artıracak, efendime söyliyeyim vücudumuzda adrenalin salgılatacak ve de monoton hayatlarımıza renk katacak şeyler olmuyor maalesef. Eee bu durumda geleceğimizi nasıl öğreneceğiz, merakımızı nasıl gidereceğiz? Ne bileyim, hayatımın aşkıyla ne zaman karşılaşacağımdan tutun da, param olacak mı cebim dolacak mıya kadar binbir türde soruya nasıl cevap bulacağız? Tabi ki fal baktırarak..

Tamam, şimdi asıl olaya gelelim. Her ne kadar bu işlere fazla meraklı olmasam da, ve de inanmasam da, büyük konuşmamak gerekirmiş, bunu öğrendim. İtiraf ediyorum. Ne kadar utanıp sıkılsam da, yaptım. Evet, geçen hafta pazar günü paralel evrende çok yakın tanıdıkları olan Serkan'a gittim. Evet, evet o bir falcı. Methini çok duymuştum, gitmek o güne kısmetmiş. Şunu da belirteyim, "fallara kalmış geleceğime, göz yaşı dökeceğim" modunda falan değilim, yanlış anlamayın. Merak işte, sadece merak..

Gittiğimiz yer bir cafe idi esasında. Girişte tabi söylemek gerekiyormuş Serkan için geldiğimizi, biz de öyle yaptık. Kahvelerimiz hemen sonrasında geldi. Aslında hiç de sevmem kahveyi, ama ucunda fal olunca mecburen... Bir yandan kahvemi içiyorum, ama içerken de hiçbir şey düşünmemeye çalışıyorum hayatımla ilgili. Niye mi? Eee neden olacak, Serkan'ın paralel evrenden tanıdığı o "üç harfliler" düşüncelerime girip, kopya çekmesinler diye. Biliyorum, saçma bir düşünce ama, zaten olay da öyle değil mi? Neyse ben hala beynimle cebelleşiyorum düşünmemek için, bir yandan da Gönül'ün anlattıklarını dinliyorum. O kadar zor ki hem birini dinleyip, hem de aklınızdan bir şey düşünmemeye çalışmak anlatamam. İnanmıyorsanız, siz de deneyin. Hale bak, altı üstü kahve falı baktıracağım, pazar pazar girdiğim strese bak! Tabi bu daha başlangıçtı.

Bizden önceki kızların seansı bitmiş, beni çağıdılar "Serkan Bey biraz sonra sizi alacak". Zaten kahvemi bitirmiştim ben de. Ama öncesinde yapmam gereken şeyler vardı. Ne mi? Fincanı kapatmanın bir üslubu varmış. Fincanı kapağa kapattıktan sonra, içe doğru çevirmek gerekirmiş. İçe olursa sizinle ilgili olurmuş, dışa olursa sizinle alakasız olurmuş falan filan. Bir de düşünerek kapatacakmışsınız, konsantre olup. Haydeeee! Ben zaten deminden beri bir şey düşünmemeye çalışmaktan beynime zulüm etmişim. Şimdi de bir anda her şeyi düşünmeye mi zorlayacağım? Allahım ne düşünsem, hangilerini düşünsem, kimi kimleri düşünsem? Bu kadar kısıtlı sürede ne düşünsem ki? Neyse düşündüm artık bir şeyler, yani sanırım düşündüm. Fincanı da düşürmeden içe doğru kapattıktan sonra, yürümeye başladım Serkan'ın odasına doğru. Oda, evet bildiğiniz oda. Kapalı dört duvarı olan, tamamen isole bir oda. Sadece Serkan, siz ve üç harfliler.. 

Bir de yolu gösteren diğer adam demez mi "Evet, bir sonraki kurban sizsiniz" Ya ben zaten ürkek bir kişiliğimdir böyle doğaüstü olayalara karşı, sen kalkmış bana ne diyorsun be adamcağız? Korku filminde gibiydim adeta. Sonunda odanın kapısını açtım vee.. "Acaba bir şey düşünmeli miyim? Neredeler şu anda? Neremdeler? Bir ağırlık çöktü sanki üstüme.. Ya beni takip ederlerse, ya evime gelirlerse!! Vazgeçtim deyip kaçsam mı odadan? Offf Elif, çok korkaksın, otur da dinle!" Bunlar odaya girmem ile masanın yanında benim oturmam için bekleyen sandalyeye kadar olan iki adımlık mesafede beynimler geçenlerdi tabi.

Serkan'ı görünce açıkcası çok şaşırdım. Yani tamam, fal bakan biri nasıl görünür ki diyeceksiniz şimdi. Vallahi Serkan gayet normal biriydi. Konuşmasıyla, tavırlarıyla normal bir erkek. Önünde tarot kartları, boş kağıtlar ve kalem vardı. Adımı ve yaşımı sordu. Ve kağıda söylediklerimi yazdı. Sonrasında söyledikleri inanılmazdı. Şak diye ne işle uğraştığımı söyledi. Allahım dedim, neler oluyor? Sonrasında şakır şakır saydı. Fincana ya da tarot kartlarına bakmadı bile. İnanamazsınız. Diyorum ya, paralel evren, tanıdıklar, hani üç harfli... Saydıkça saydı, yazdıkça yazdı. Yazdığı kağıdı da elime tutuşturdu. Ve dedi ki "Bu tarihlerde bunlar olmazsa, ben buradayım bir yere gittiğim yok". Bu kadar da emin kendinden. Bakalım, yaşayıp göreceğiz. Kusura bakmayın neler söylediğini anlatamam. Sadece olup olmadığına dair bilgi veririm merak etmeyin. Tabi Serkan'ın adresini de.

İşte böyle... "Fal", bakın tersten okuyun bir. Evet, hepsi birinin ağzından çıkan "laf" işte. Olur olmaz, kim bilir. Şu meşhur cümleyi biraz değiştirerek, yazımı bitereyim.

"laF"a inanmayın, "laF"sız da kalmayın...





5 yorum:

  1. heralde ilk okuyan benim :)ilk iki falcımın yazdıklarını saklıyordum dayanamayıp attım ne zaman olacak bu şeyler diye off çekerek. şimdi de oturmuş kendi falıma bakıyorum, bu işi ben yapmalıyım elbet bana da gelecek bu 3 harfli 4 bacaklılar :)))

    YanıtlaSil
  2. Yok yok gelmesinler, gelmelerini istemeyin. Yani 3 harflilerin :))

    YanıtlaSil
  3. anlatılan tüm güzel şeyler olsun kötüleri ise uzak olsun!

    YanıtlaSil
  4. Falınız çıktımı merak ettim:)
    KÖYLÜ

    YanıtlaSil
  5. Sevgili KÖYLÜ,

    Henüz vermiş olduğu tarihler gelmedi. Ama çok yakın...

    Sevgilerimle,

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.