15 Ekim 2010 Cuma

Faydalı arkadaş mısın, yoksa sadece arkadaş mısın? Nesin sen, ne?

Geçen gün cep telefonumu evde unutmuşum. Evden çıktıktan sonra fark ettim. Geç kalmamak için de dönmeyi gözüm yemedi doğrusu. Bütün gün eksikliğini hissettim. Gözüm hep ofisteki masamda duran, cep telefonumu koyduğum yere gitti. Fakat boştu.  Meğer ne kadar önemli bir yere sahipmiş sevgili cep telefonum hayatımda. Onsuz kendimi adeta çıplak gibi hissettim. Hatta şöyle söyleyeyim, bir erkek arkadaşımın olmaması bile bu kadar "loser" hissettirmemişti bana kendimi. Ve şunu anladım, ben bir "bağımlıyım"..

Bağımlılık farklı şekillerde karşımıza çıkabilir aslına bakarsanız. Canım ben burada sizlere alkol, sigara, uyuşturucu vs bağımlılıklardan bahsetmeyeceğim tabi ki. Mesela bende sevmeye karşı bir bağımlılık vardır. Hep sevmeyi seven bir insan olmuşumdur. Sevilmekten daha çok, sevmeyi severim. Sevecek biri olmadı mı hayatımda, boşlukta gibi hissederim kendimi. "Addicted to love"...

Bir de addicted to sex durumu var ki, son zamanlarda farklı farklı kılıflara büründü. İsimlendirmeleri günden güne çeşitleniyor. Eskiden sadece "fuck buddy" (FB, yatak arkadaşı) denilen ilişki durumu var iken, şu sıralar "friends with benefits" de (FWB, faydalı arkadaş) revaçta. Nasıl mı? Anlatayım da dinleyin bakalım Şehirli Kız'ın bakış açısından..

Dikkat ettiniz mi hiç etrafınıza, ne kadar çok yalnız insan var değil mi? Hepsi de gayet kaliteli, düzgün, bakımlı, dışarıdan bakınca mükemmel görünen, ama yalnız..

Malum günümüz yaşantısında bireysel hayat, hiç şüphe götürmez ki ön plana çıktı. İşte bu durumdan mütevellit, efendim birine bağlanmak, sadakat, aşk, tek eşlilik, ve de dedicated olma durumları hoppp rafa kalktı. Bağlılığın yer almadığı, bireysel, bencil ve ihtiyaç giderme odaklı yaşamak aldı başını gitti. İhtiyaçtan kastim, tabi ki seks.. Bunu yapanlar o çok eleştirdiğimiz erkekler de değil sadece. Artık hem cinslerim de yapar oldu. Bu kişiler geçmiş ilişkilerinde bir şekilde yara almış, ya da büyük bir darbe yeme sonucu travma geçiriyor da olabilirler, kim bilir. İşin psikolojik tarafını çok da deşelemeyeceğim. Ama bakın dikkat edin, bu insanlar duygusal tatmini bulamadıklarından, çok yönlü bir hayatları vardır. Piyasa insanıdırlar, yani sosyal yaşantıları çok gelişmiştir. Partiler, davetler... Spor yaparlar deli gibi. Ya da bilumum aktivitelere katılır, çeşitli hobilere merak salarlar. Sebebi gayet net, yalnız kalma korkusu..

Erkeklerin zaten doğaları gereği pek de tek eşlilik ve bağlılık taraftarı olmadıkları yönündeki görüşlerimi daha önceki yazılarımda da değinmiştim. (Belirteyim herhangi bir suçlama yok burada. Okuyunuz önceki yazılarımı karar vermeden önce.) Peki ya kadınlar? Ne zaman vazgeçtiler pembe panjurlu ev hayallerinden? Acaba battı balık yan gider mi dediler, yoksa yanlız olacağıma öyle ya da böyle gelir geçer biri olsun hayatımda mı dediler? Ya da feminist bir yaklaşımla, bizler eşitiz madem, bunu ben de yapabilmeliyim mi dediler, ve yahut sadece fiziksel ihtiyaçtan mıdır artık orasını bilemiyorum. Özetle artık piyasada "no strings attached" kavramını kendine yaşam felsefesi edinmiş kadın ve de erkekler mevcut orası kesin.

Gelelim FWB ve FB'ye...

Fuck buddy'yi bilmeyen kalmış mıdır? İlk Vanilla Sky filminde duymuştum bu tabiri. Cameron Diaz direksiyonda, hani arabada Tom Cruise ile seyir halinde iken duvara toslamadan az önce kullanmıştı bu kelimeleri. Yine de bilmeyenler ve de filmi izlemeyenler için özet geçeyim, FB adından da anlaşılacağı üzere sadece yatak arkadaşlığı yapan, birbirinden ilişki anlamında bir beklentisi olmayan kişileri ifade ediyor. Yani daha açık bir ifadeyle, bu kişiler sadece seks için bir araya gelirler. Birlikte öyle sinemaya gitme, yemek yeme, arkadaş ortamına girme gibi aktiviteleri yoktur. Tek bir aktiviteleri vardır, o da yatakta yapılan türden. Hepsi o..

Friends with benefits ise, kanımca fuck buddy'yi çok duygusuzca bulup da araya biraz daha duygu katsak acaba ne olur, diye düşünenlerin geliştirip, yürürlüğe koyduğu bir durumdur. Anlayacağınız üzere, bu kişiler bir adım daha öteye gitmiş hem arkadaş olarak görüşebilme yetisine sahip olup, aynı zamanda da yatakta bir takım aktivitelerde bulunan, (en can alıcı nokta burası) ama asla sevgili olmayan ve de olmayacak kişilerdir. Yani özünde yine "no strings attached" kavramını barındırdığı hususuna dikkatinizi çekmek isterim.

Peki ya geri kalanlar? Senin, benim gibi sevmeyi ve sevilmeyi sevenler?

Ben kendi açımdan cevap vereyim bu soruya. Sipariş verir gibi, o akşamki yalnızlığımı dolduracak kimseyi  telefon rehberinden seçmek kadar basit olmamalı hayat. Kolaya kaçmamalı. Gerekiyorsa sorumluluk alabilmeli insan.

Ben ümidimi kaybetmedim, inanmaya devam ediyorum.  Sen de öyle yap..

7 yorum:

  1. GERÇEKTENDE DÜNYA BU DURUMDA YAKINDA İNSAN NESLİ TÜKENECEK ÇOCUK SORUMLULUĞUDA UZAK BU İNSANLARA YA DA VAKTİ GELİNCE EŞSİZ YAPILAN ÇOCUKLAR DOLACAK DÜNYA HEPSİ PSİKOLOJİK SORUNLU!

    YanıtlaSil
  2. İnsanlar aslında gerçek sevgiye hasret..Gerçek sevgiyi bulamayınca da bunu günlük birlikteliklerle gidermeye çalışıyorlar..Dediğiniz gibi pek çok insan yalnız..Bu da istediği kişiyi bulamamaktan,güven,sadakat v.b kavramların artık kaybolmasından dolayı kimsenin kimseye güvenememesinden kaynaklanıyor.. KÖYLÜ:)

    YanıtlaSil
  3. Çevremize baktığımızda kaç tane faydalı arkadaş görebiliyoruz?Gerçekten arkadaşım diyebileceğimiz,güvenebileceğimiz kaç kişi var?Paranın,kişisel çıkarların ön planda çıktığı daha doğrusu çıkarıldığı bir ortamda gerçek arkadaş sayısı gittikçe azalmakta hatta tamamen kaybolmakta..İnsanlar artık kişisel çıkarları varsa selam vermekte ya da almakta..Dostluk,arkadaşlık kavramları kaybolmakta.. KÖYLÜ..

    YanıtlaSil
  4. Aslında kavramlara takılmamak lazım. İnsan nüfusunun kalabalık olmasının kimseye faydası yok. Kaldı ki enerji kaynakları, gıda stokları tükenme riski ile karşı karşıya. Ciddi bir nüfus planlamasına gidilmezse herkes mecburen kıtlıkla burun buruna gelecek. Olayı çocuk yapmakla bağlamamak lazım. İlişkileri de kişilerin kendi insiyatifine bırakmak en doğrusu. Toplumsal kısıtlamaları baz alarak ilişki yorumlamak bence çok manasız. Sen, ben, Ahmet emmi öyle yaşıyor, öyle istiyor diye herkesi aynı kalıba sokmaya çalışmamamız lazım. Kim ne istiyorsa onu alsın, herkes kendi stilince yaşasın ve dilediğince mutlu olsun. Ayrıca tercihlerinden ötürü pişmanlık duyanlar da kendilerini gözden geçirip yine kendileri için doğru tercihi yapmaya çalışacaklardır.

    Biri sizin hayatınıza burnunu sokmaya çalışsa ne hissedersiniz?

    YanıtlaSil
  5. Bilal Bey merhaba,

    Öncelikle tesekkurler yorumunuz için. Fakat nüfus patlaması konusuyla benim yazımı nasıl bagdastırdınız onu anlayamadım.

    Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
  6. Milyon yıllık evrimin verdiği "düzüşme" içgüdüsüne 30-50 yıllık popüler kültürün isim vermeye çalışmasını da ilginç...

    İnsan canlısının varoluş çekirdeği olan tanımlamak-kategorize etmek eylemi , bizi ağaç altlarında meyve toplamaktan bugünlere kadar getirdi, fakat yabancılaşma da beraberinde geldi...

    Insanın doğasına yabancılaşması , o kadar uç noktada ki , en aykırı yaşamların , en serseri ruhların bile takip ettiği rutinleri farkedemiyor...Fark etse de tiksinemiyor...
    Belki de evrimin anlayamadığımız kısmı budur; bireysel bayağılıkların büyüklüğü ile türün farklılaşması arasındaki bağ...

    Raslantısal evrende ,kaostan kısadevre yapan insan algısı ,izlenecek yollar ,varılacak idealler ,tanımlanacak davranışlar keşfetmiş. Bu keşifler aynı zamanda kendi için bir kurallar silsilesi haline gelmiş,ayağına pranga ,boynuna tasma olmuş.

    Sonuçta din gibi ,toplumsal kurallar gibi popüler tanımlamalar da basit içgüdüleri tam olarak açıklayamaz ,yönetemez, kategorize edemez...Sonuçta insanoğlu varoluşundan beri aynı şekilde düzüşüyor ,zaten varolmasını da buna borçlu...Nufüs planlaması mı dediniz?FB or FWB mi dediniz?
    Sonsuz aşk, mükemmel evlilik mi dediniz?

    Yeni akım gelişine yaşamak olabilir mi?
    Tıpkı 10000 yıl önce olduğu gibi...
    Tabi sadece 18:00 - 01:00 arasında , ertesi gün yapılacak işler var...

    PS:Sayın Şehirli Kız , yazınızı bağdaştırmadım ,kategorize etmedim...Okudum hissettim ve hissettiklerimi yazdım:)

    Urun

    YanıtlaSil
  7. o değilde sen nasıl 77 lisin yaa 27 28 yaşında gibisin

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.