4 Mart 2010 Perşembe

Bir futbolcunun seks takvimi

Sabah her zamanki gibi HaberTürk'ümü almış, çayımı yudumlarken okuyordum. Bir haber dikkatimi çekti, ilk sayfanın aşağı sol kısmındaki ufak bir başlık "Sen de seks yapma Hoca"...

Haberin konusu Yılmaz Vural'ın bir dergiye verdiği röportajla ilgili. Futbolcu maç öncesi seks yapsın mı yapmasın mı? Bu konuda hem futbolcuların, hem de seksologların  görüşleri alınmış.

Vural röportajında, "Futbolcuya ön sevişme yasaklanmalı, çünkü parasempatik sinir sistemini etkileyip enerjilerini düşürüyor. Pazar günü maçı olan futbolcunun perşembe akşamından sonra seks yapamaması gerekir. Maçtan hemen sonra sevişirlerse de kasları zayıflar" demiş. Yahu ön sevişmesiz seks mi olur? Olursa da zevki mi olur? Hadi erkek için oldu diyelim, peki ya kadın?  Diğer taraftan seksin orucu olur mu? Olmaz, olmamalı da.. Tamam takımına, taraftarlarına karşı futbolcunun sorumluluğu var da, peki karısına, sevgilisine yok mu? Bu arada asıl Sinan Engin'e çok güldüm. Yılmaz Vural ön sevişme yasaklanmalı diyince, Sinan Engin de "Ben ön sevişmenin ne demek olduğunu bile bilmiyorum. Ama Yılmaz Hoca dediyse kesinlikle haklıdır..." demiş. Neeee? Nasıl yani? Daha sonradan arkadaşlardan öğrendim, zaten lakabı "Ayı Sinan" imiş. Eh demek ki bu lakabı almasının bir sebebi varmış.

Demiş ya Vural, pazara maçı varsa perşembeden itibaren kesecek sevişmeyi. Eh ben ne anladım bundan? Hayır seks de bir nevi idmandır, kasları çalıştırır. İnsanı formda tutar. Terlemek suretiyle vücudunuzdaki toksinleri atarsınız. Ter atmak mı istiyorsun? Hamama gitme, saunaya girme, seks yap mesela. Hatta seks özgüveni artırır. Mutluluk hissi verir. Eee özgüveni artmış futbolcu da, bu gazla daha iyi performans gösterir.

Bu arada Kazım'ı şimdi daha iyi anlıyorum. Her şey daha net.. Çocuğu yasaklamışlar yasaklamışlar maç öncesi günlerce. O da ne yapsın, boşa giden günleri kapatmak için Marriott Otel'de grup seks partileri yapmış. Hak verdim vallahi.

Bakın Vural'a cevaben Ümit Karan da şöyle demiş, ki ben bu yönünü bilmiyordum seksin, "Seks vücudu dinlendirir. Vücutta bir horman var, vücudu dinlendirici bir hormon bu. İnsan vücudu seks yaptığı zaman ve uyuduğu zaman bu hormon onu dinlendirir..." Heyt be! Hormonuna kurban!...

Şuan yurtdışında bir takımda defans oyuncusu olarak oynayan bir futbolcu arakadaşım bana, maç öncesi seksin performansı düşürmediğini söylemişti. Onu da belirteyim. Hatta faydası oluyormuş..

Seksolog gurusu Haydar Dümen de başka bir yorum katmış olaya. Bakın anlatıyım. Biz kadın milleti varya, biz direkt seks yapmazmışız. Yemekti, eğlenceydi derken yorarmışız. Eh yalan da değil hani. Hoca daha da ayrınıtya inmiş, senaryoyu yazmış. Direkt alıntı yaparak yazıyorum açıklamasını, " Güzel bir kadın futbolcunun aklını başından alabilir. Erkekler cinselliğe düştükleri zaman kadınlar da 'Gel odaya gidip seks yapalım' demiyor. 'Gel güzel bir yemek yiyelim, romantik ortamda konuşalım' diyor. Lokantada uzun zaman geçiriliyor. Lokantadan sonra da direkt eve gidilmiyor. Eğlence hayatına dalınıyor. Sonrasında da cinsel ilişki kısmına geliyor. Sonra da enerji düşüyor. Çünkü uykusuz kalınıyor". Zaten Adem'i de Havva ayartmıştı. Arda'nın atamadığı paslardan da Sinem sorumlu. Çünkü ön sevişme yapmadan, yemek yemeden, eğlenceye gitmeden seks yapmıyorlar.

Son olarak başka bir seksologun yorumuna da değinmek istiyorum. Efendim, erkek boşalmadan cinsel ilişki yaşarsa enerji kaybına yol açmazmış. Boşalma ve orgazm ayrı şeylermiş. Nasıl yani? İkisi de aynı değil mi? Erkekler de boşalmadan doyuma ulaşabilirler miymiş? Bu tekniği bilen futbolcu, sahada performans düşüklüğü yaşamazmış. Yani şey ettirmeden bırakacak mı olayı? Yalnız bunun için belirli bir entelektüel düzeyde olunması lazımmış. Meditasyon filan yapmaları gerekiyormuş.

Vallahi zor. Ben de sanırdım ki, ohh 90 dakika boyunca bir topun peşinden bir oraya bir buraya koş. Sonra al paracıkları. Demek ki öyle değilmiş. Futbolcuların hayatları gerçekten zormuş. Bütün lig boyunca maçtan 4 gün öncesinden gir seks orucuna. Hatta maçtan hemen sonra da yapma, kasların zayıflar diye. Size, bana oruç onbir ayın sultanı ise, yazık bu gariplere dokuz ayın sultanı gibi bir şey oluyor yani anlayacağınız. Eh Allah kabul etsin ne diyeyim.

Aslında Yılmaz Vural'a ben bir çözüm yolu buldum. Hem de kesin çözüm. Tüm futbolcuları hadım ettirelim, olsun bitsin. Hem kökten çözmüş de oluruz performans düşme sorununu. Nasıl çözüm ama?

Sonuç olarak demek ki neymiş? "Toplar" bir futbolcunun hayatında önemli bir "yere" sahipmiş...

 

5 yorum:

  1. haftaiçi de maçı olan futbolcu ne yapsın? kökünden kestirsin en iyisi. :)

    YanıtlaSil
  2. Hahahah :))))

    Dedim ya hadım ettirelim hepsini. Yazık gerçekten, hayat mı bu?

    YanıtlaSil
  3. Arda Turan'a acımak lazım öyleyse. Adam sezon başından beri lig, kupa, Avrupa Kupası, milli maç derken 40'ın üzerinde maç oynadı, eğer böyle bir yasak uyguluyorsa, hem kendine hem Sinem'e yazık :)

    YanıtlaSil
  4. hikayene bittim

    Bu ne yaa, ne oldu beyefendi maç yapacak, bu ne biçim ceza… hem futbolcuya, hem sevgilisine…

    Valla “futbolcu olmayan kocaların kıymeti biline…” derim ben :)

    YanıtlaSil
  5. gerçekten işleri çok zormuş demekki bu yüzden çooook para veriyorlar gariplerime .ama hadım etme olayı çok kesin çözüm valla.ama buna partnerler ve fotbolcular neder bilemem.yahu yazık aslan gibilerde maaşallah.ablan

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.