15 Ocak 2010 Cuma

Ateşle oynamayın, eliniz yanar.


Kadın kısmı enteresan gerçekten. Ben bile hemcinsleri olmama rağmen akıl sır erdiremiyorum haleti ruhiyelerine, olur olmaz kaprislerine ve de en önemlisi garip kıskançlıklarına.

Kadınlar tehlikeli yaratıklardır. Hani "hala" bilmeyeniniz varsa diye söylüyorum. Uyarıyorum sizi, temkinli olun diye. Kadın kısmı haset olur. Çekememezlik yapacağı bir şeyi ne yapar eder bulur. Bu sizin önemsemeyeceğiniz kadar küçük bir şey bile olabilir. Giydiğiniz kıyafet olur, işteki başarınız olur, sevgiliniz olur, arabanız olur, kendi sahip olmadığı “iletişim” yetiniz olur, saçınızın rengi olur, yüzündeki kaşınız gözünüz olur. Olur da olur. Ama illa ki bir şey olur.

Yavaş yavaş, itinayla tırnaklarıyla kazar kuyunuzu. Hissettirmeden, usul usul, sifli sifli yapar işini. Nasıl olduğunu siz daha anlamadan, buluverirsiniz kendinizi balçığın içinde. Karşısındakinin kadın ya da erkek olması çok da fark etmez. Yok yok düzeltiyorum. Fark eder. Eğer hemcinsi ise, çarpı iki yapın içindeki nefreti, ateşi. Hele bir de hırslı ise, aman derim uzak durun. Gözlerinden çıkan ateş sizi yakar. Külünüzü bile bulamazlar.

Böyle kadınlara çok rastlarız günlük hayatımızda, özellikle de iş ortamında. Kendini ispat çabası içerisindedir, çok çalışırmış izlenimi yaratırlar. Öyle ki, sanki siz hiç çalışmıyor, iş yapmıyor durumuna düşersiniz. Kendisi ise ooooo, dünyayı kurtaran kadındır adeta. Yalakalık diz boyudur. Yani bazen dersiniz ki “Yok artık, bu kadarı da olmaz. Bu kadar bariz de yapılmaz”. Lakin işe de yarar yaptıkları dalkavukluk, her ne hikmetse. Yönetici pozisyonundaysa bu tür kadınlar, hele bir de bekârlarsa, of derim. Hiç çekilmez. Hayatı size zindan etmek için ellerinden geleni yaparlar.

Sadece iş ortamında değil, normal sosyal hayatta da türevleri vardır. Dostmuş gibi görünürler, samimiymiş gibi yaklaşırlar. İnanıp güvenirsiniz, dökersiniz kucağınızdaki her şeyi. Sakın kanmayın, çünkü her an ayağınıza çelmeyi takıverirler. Fırsat kollarlar. Zayıf anınızda zehirlerini kusarlar. “Sırtından bıçaklamak” deyimi bu tür kadınlar sebebiyle söylenmiş olmalı derim..

Sosyalsinizdir, kendisi asosyaldir. Gezip tozmanızı, arkadaşlarınızın olmasını çekemez. Güzel giyinirsiniz problem olur. Saçınız güzel olur sorun olur. Yav kardeşim sen de bak kendine, engel olan mı var? Feyz al, örnek al kıskanacağına. Başka başka… Beğendiği biri vardır, gelir sizden hoşlanır. Suç olur. Ve bu hep böyle olur. Neden biliyor musunuz? Çünkü etrafa hasetliklerinden negatif enerji yayarlar. Çocuk da, hani şu böcükleri uzaklaştırmaya yarayan kokular vardır ya işte onlarda olduğu gibi, bunu hisseder ve olabildiğince uzağa kaçar canını kurtarmak için. Kim ister böyle birini hayatında? Es kaza hayatına sokana da, yazık demekten başka bir çare kalmıyor.

Bir de unutmadan bu tipler çok konuşurlar. Laf kalabalığından başka bir şey değildir söyledikleri. Dedikodu mu? Gırla…


Peki kadın kısmı niye böyledir? Genimizde bozukluk var desem, niye tüm kadınlarda yok o zaman? Demek ki genelleme yapmamak lazım. Mesela ben, etrafta eliyle “barış” işareti yaparak dolanan ve hayata gülümseyerek bakan, en azından bakmaya çalışan biri olarak, kendimi bu kategoriye sokmuyorum. Zehirli değilim yani, sokmam kimseyi. Ya da et yiyen çiçek misali, beklemediğiniz bir anda kapmam oranızı buranızı.


Ya da acaba bastırılmış mıdır kimisinde bu hisler? Tetikleyecek şeyler olduğunda da, filmdeki adamcağızın Hulk’a (Yeşil Dev) dönüşmesi gibi mutasyona mı uğrarlar? O zaman kendisiyle barışık olmayan, özgüvensiz şahsiyetlerdir diyebilir miyiz bu gözünü nefret ve de haset bürümüş kadın kısmını?

Yahu ne gerek var şu üç günlük dünyada alavere dalavereler yapıp, hayatı herkese çekilmez hale getirmeye? Bırakın bu işleri. Yaymayın kuduz mikrobunuzu, ağzınızdan taşan salyalarla. Bakın böyle giderseniz evde kalırsınız, kimse almaz sizi.(Diyene de bakın..) Ama yok ya, Brezilya dizilerine taş çıkaracak senaryolar vardır sizde kesin. Siz entrikalar çevirir, kandırırsınız saf birini.

Erkeklerde var mıdır bu tür huylar diye sorarsanız. Yok derim. Tabi bu benim fikrim. Ama olsa da “one in a million” durumundadır. Erkekleri daha mert, daha harbi buluyorum ben bu bağlamda. Bir durum varsa, gelir yüzünüze söylerler. Arkanızdan iş çevirmezler. İçten pazarlıklı değillerdir. Kuyu kazan erkek görmedim ben şimdiye kadar. O yüzden “erkeklere” daha çok güvenirim, sırrınız onlarda kalır çünkü. Hiç kusura kalmayın bayanlar, doğruya doğru.

Bakın şimdi sıkı bir cümle geliyor olayı özetleyen; “Ateşi bulan erkeklerdir. Ateşle oynamayı ise kadınlar..” Nasıl ama? Çok doğru, sizce de öyle değil mi?


6 yorum:

  1. Şu ateşle ilgili son özet cümlene bayıldım :)
    Evet kadınlar kesinlikle tehlikeli insanlardır, hele entrika çevirmekte...Çünkü erkekler büyük resmi,kadınlar detayları görür derler. Kadınlar kötülük ve entrika konusunda da en ince detayları düşünebiliyorlar. Erkeklerin daha mert olduğu fikrine ben de katılıyorum şehirli kızcım, mert sıfatı da isim olarak zaten erkekler için kullanılıyor :) Daha 2-3 yaşlarındaki kız ve erkek çocuklara bakarsak bile bunu anlayabiliyoruz zaten, kız çocuklar Küçük Kadın gibidirler, hatta bazıları sinir bozucudur, erkek çocuklar ise çocuksu ve saflardır, büyüdüklerinde de bu böyle kalıyor bence, lafı dolandırmazlar, kuyunu kazacaklarsa da açık açık kazarlar... Tarih boyunca da entrikalar çevirenler, imparatorları hırslarıyla besleyerek savaşa ve adam öldürtmeye yöneltenlerin hep kadın olduğunu görüyoruz.
    Kadınların bu çeşit hırsları, bastırmaya çalıştıkları kompleksleri ve cinsellikleri yüzünden ortaya çıkıyor bence.
    Yine de insanların iyilik ve kötülüğünü cinsiyet ayrımcılığı yaparak sınıflandırmak çok da doğru değil iki cinsinden iyisi de var kötüsü de...

    YanıtlaSil
  2. "Çünkü etrafa hasetliklerinden negatif enerji yayarlar" demişsin ya, işte bu negatif enerji nazar olarak geri dönüyor çoğu zaman. Bu arada, bugüne kadarki en iyi yazılarından biriydi, kadınları Ahmet Altan'dan bile iyi anlatmışsın :)

    YanıtlaSil
  3. Gercekten guzel bir yazi olmus Elif, felaket tuttum bunu :))) Yalniz, dikkat et etrafina, aman diyeyim :)))))))

    YanıtlaSil
  4. Elif varya, tam da çalıştığım yerde varolan 3-5 (belki daha fazla) kadından bahsetmişsin. Dediğin gibi öyle tehlikeliler ve öyle akıl almaz şeyler yapıyorlar ki, korkuyorum hemcinslerimden.
    Neyse, durumu cok güzel anlatmışsın. Bu kadınlar ömrümüzün sonuna kadar olacaklar ne yazık ki.
    Ha bi de dip not; hayatımın her döneminde erkek yöneticilerle çalışmayı (her ne kadar onların da asılma durumları söz konusu olsa da) kadınlarla çalışmaya tercih etmişimdir, siz de böyle yapın.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Elif hanım.Bu arada arkadaşlarınızın yorumlarından isminizi öğrenmeye nail oldum=) Evet çok güzel bir yazı. Gerçekleri çok güzel anlatmışsınız. Bir kalemde okudum hepsini. =) Ama bu yazıları yazan bir insan bir melek olabilir diyorum içimden. Sonrada içimdeki ses diyor ki; hayır yanılıyorsun, aslında o da en sinsisinden bir şeytan =) Sonuç olarak; yazdıklarınız konusunda kesinlikle haklısınız. Ama bugüne kadar bu genellemenin dışında kalan bir bayan görmedim. En trip atmam diyeni bile bir zaman geliyor başlıyor ruhumu sıkmaya. Ben nefes almaya çalışırken ruhum daralıyor kadınların elleri arasında. Kendimi sokaklara atıyorum bende. Alıyorum fotoğraf makinemi elime ve insanların o kara kara düşünen bakışlarını alıyorum kadrajıma. Düşündürüyor beni kimbilir otursan dinlesen kadınlarla ilgili ne hikayeler çıkar onlardan =)

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.