1 Kasım 2009 Pazar

Monoton seks mi? Maraton seks mi?

"Aşk yoksa seks de olmamalı" düşüncesinin savunucusu olmuşumdur her zaman. Olmamalı da...

Fakat gerçekçi olmak lazım bayanlar baylar. Kimi kandırıyoruz Allah aşkına. Kendimizi kandırmayı bırakalım. Atlanılmaması gereken bir nokta var, o da sadece aşkın yeterli olmaması.. Zaten hangi aşk baki ki?

Bakın şöyle anlatayım size. Üç, bilemediniz beş gün aynı yemeği yiyin, sonrasında burun çevirirsiniz aynı yemek önünüze konursa. Zorla da olsa yemeğe çalışırsınız belki başlarda. Ama sonra sonra yutamazsınız lokmaları, belki de kusarsınız. Sanırım seks de böyle birşey...

Gayet de doğal bir durum aslına bakarsanız. Yadırgamamak lazım. Hatta belki de yargılamamak..

Bakın bir örnek daha size. Hani her gün sürdüğünüz parfüm varya, uzun zamandır aynı parfümü kullanıyorsanız eğer, kokusunu alamaz hale gelirsiniz. Alamazsınız, çünkü burnunuz kokuya alışmıştır. İşte  "uzun süreli seks" de, (oops sanırım yanlış bir ifade oldu) düzeltiyorum. Uzun zamandır aynı partner ile, bu sevgiliniz de olabilir eşiniz de, yaşanan sekste de aynısı olur. İlk zamanlardaki hazzı alamazsınız. Kabul edin, yalan mı? Öptüğünüzde tadı aynıdır. Kokusu aynıdır. Teni aynıdır. Bir sonraki hamlesini bilirsiniz. Merak ve heyecan, ki kanımca seksin mükemmelliğe erişmesindeki en önemli iki unsurdur, bu duygulardan eser kalmamıştır.  Değişik pozisyonlar da deneseniz, tahrik unsurunu artıracak porno film de izleseniz, iç gıcıklayan çamaşırlar da giyseniz olmaz, zamanla yetmez hale gelir.


Evli veya çok uzun süredir aynı kişiyle beraber olanlar için seks, artık sadece ihtiyaç gidermeye belki de üremeye yönelik yapılan aktivite haline gelir, gelmez mi? Bir nevi spor aktivitesi. İkisinde de sonuçta ter dökmüş ve de bir miktar kaloriden kurtulmuş olmuyor musunuz sanki? Bu arada lütfen wikipediaya, seksin tanımı için yazdıklarına bir bakın. Çok ulvi bir tanım yazmışlar, yaptığınız şeyin ne anlama geldiğini bilin de bilinçli yapın yaptığınızı. Ha bir de, okurken belki gözünüzde canlandıramazsınız, yapılan tanımı anlayamazsınız diye, Leonardo Da Vinci'nin çizdiği aydınlatıcı resmi koymuşlar. Şunu söylemem lazım, ben korktum çizimden. Alienvari bir şey olmuş yahu..

Evlilik insanoğlunun doğasına aykırı demişti bir arkadaşım. Eh düzenli seks yapıp bunun da legal olmasını istiyorsan evlilik şart ülkemizde. Hoş bazı evliliklerde seks hayatının "aşırı düzenli" olmaya başladığını da duymuyor değiliz. Yani başlarda belki hergün ise, zaman geçtikçe ve şartlar elverdikçe yani çocuklar izin verdikçe, ayda bir yapabiliyorsa kendini şanslı sayanlar da var, biliyorum.  

Zaten insanoğlunun yapısında var "tüketmek", herşeyden çabuk sıkılmak. Hangi konuda olursa olsun monotonlaşmaktan kimse hoşlanmaz.

Erkeklere bu açıdan düşününce hak vermemek elde değil. Evlilikten korkmaları, sayısız kadınla birlikte olmaları işte hep bu yüzden. Her gece aynı kişiyle yatağa girme korkusu... Bir başka rivayete göre de erkekler tohumlarını yaymak için programlandıklarından, ne kadar çok sayıda kadınla olurlarsa amaçlarına o kadar çok yaklaşmış olmaları yönünde. O zaman niye korunma yöntemi diye birşey var?

Biz kadınlara gelirsek de, canım erkeklerin canı can da bizimki patlıcan mı? Aynı hissiyat içindeyiz hiç merak etmeyin. Biz de her gün aynı adamla aynı yatağa girme meraklısı değiliz.

Seks yapmak da yemek yemek, su içmek gibi doğal bir ihtiyaç. Ayrıca hepimizin sonu aynı değil mi? Herkes er ya da geç evlenmeyecek mi hayatın doğal döngüsüne boyun eğerek? Eee o zaman? Monoton mu yoksa maraton mu yaşayacaksınız seksi, seçimi siz yapın.

Seçiminiz ne olursa olsun, korunun...




17 yorum:

  1. keşke bütün kızlar senin kadar mantıklı düşünebilse...Bunu yanlızca onlarin iyiliği ve mutluluğu için istiorum=)

    YanıtlaSil
  2. Hayatta herşey seks mi sanıyorsun veya herkesi kendin gibi mi görmeye çalışıyorsun,bu yazı sadece senin kendi içini rahatlatmak için yazılmış, bencilce.Bence istediklerin olmadı diye asıl düşüncenden sapma.Bu arada korunma yöntemi yanlışlıkla 80 tane çoçuk olmasın diye var, önüne gelenle yat diye değil birde böyle baksan.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Adsız,

    Ben seni tanımam. (Belki adını yazsaydın seni tanıyıp tanımadığımı bilirdim ). Sen de beni tanımıyorsun. Benim nasıl biri olduğumu bilmiyorsun, bilemezsin de. Yazı ve içeriği hakkında görüşlerini belirtebilirsin. Fakat hayatım, kişiliğim ve şahsiyetim hakkında bilip bilmeden konuşma hakkına sahip değilsin.

    YanıtlaSil
  4. sakın çatlak seslere kulak asıp da tarzından ve yazdıklarından ödün verme. herkesin okuması ve bilmesi gereken bilgiler bunlar. işine gelmeyen de okumaz bir daha, zorla okutmuyorsun ya...

    YanıtlaSil
  5. Esin Tamer Aka2 Kasım 2009 11:57

    Elifcim yazılarını takip ediyorum, yaptıgın seyde cok hos, umarım daha fazla ilerletirsin bu isi ve dergilerde de görürüz yazılarını.
    Ama bu yazı benim hoşuma gitmedi, eger yazılarına dikkat çekmek için yaptıysan, yerinde bir hareket çok başarılı, bak mesela bende ilk defa bir yorum yapıyorum:) Fakat seksten bahsediş şeklin daha çok bekar bir erkegin dudakların dökülmüş gibi, ben kadınların fikirlerinin böyle olduğunu sanmıyorum ve sanki insanların cinselliğinden bahsederken, belgesellerde hayvanların üremesinden bahsederler ya, onun gibi bahsetmişsin, ben içinde hiç duygu hissedemedim. Yemek yemek, uyku uyumak yada tuvalete gitmek gibi birşey degildir seks. Hergun duzenli yapılması da gerekmez. Evet ihtiyaçtır ama seks bu kadar degersiz degildir, karşındaki insan içini hoplatıyorsa, "sevgi yada aşk" istedigini söyle varsa arada, ömürboyu aynı insanla olması da bence kötü birşey degildir. Ama sadece ihtiyaç için yapılıyorsa; nerede, kiminle ne şekilde yapıldığı tabiki önemli degil.

    YanıtlaSil
  6. Bir yazar ne ister bilmem ama bir okur yazının arkasında durmanı ister bırakta başkaları yazsın yorumu.Çatlak sesler, pohpohlanmaktan iyidir.Hımm eğer kendi düşünceni değil başkalarının genel düşüncesini yazıyorsan bence saçma.Bu senin bloğun sadece senin düşüncelerin.Yorumu oradaki yazan ve yazı için yazdım.

    YanıtlaSil
  7. Mesajları ise Elife yazdım.

    YanıtlaSil
  8. Elif cim,

    Yazdiklarinin hepsini fazlasiyla yasamis oldugum icin sana deneyimlerimden kaynaklanan fikirlerimi belirtecegim. Erkekle kadinin yapisi farkli olabiliyor. Bir erkegin ciddi bir iliskisi varsa ve sorunlari yoksa uzun sureli iliskisine sadik kalir. Bu iliski icinde bir kacamak yapacak olursa bile yuvasini yikmaz, esine ve cocuklarina sahip cikar ve onlarda gelecegini arar. Ancak bir kadin bir kez bile baskasiyla oldu mu o iliski bitmistir cunku kadin duygusal yaklasin icindedir. Bir erkegi aldatti mi yuvasini ve iliskini yikmis olur. Kadin icin bir kacamak bile herseyin bitimi ve yeni bir baslangictir. Aldatan kadin erkegine butun saygisini yitirir, obur taraftan ise aldatan erkek esine saygisinda azalma olsa bile onu yitirmez. Ne de olsa bosu bosuna yuvayi disi kus yapar dememisler. Simdiye kadar yasadiklarimdan sonra vefat etsem bile gozum acik gitmez. Icimde kalan tek sey bir yuva ve cocuk sevgisi olur. Akilli olan erkek, iyice yasadiktan sonra butun deneyimlerini ve capkinliklarini sadece esi uzerinde yapacak, iliskiyi canli tutmak icin butun hunerlerini kullanacaktir.

    SAYGIN

    YanıtlaSil
  9. Onemli olan maratonu monotonun bir parcasi yapip. Maratonu motonun icinde kosmaktir.

    Saygin

    YanıtlaSil
  10. Vay be, ne kadar guzel genellemeler var bu yorumlarda...

    "Bir kadin boyle dusunmuyordur, bu yaziyi bir erkek yazsa daha dogru"
    "Kadin erkek gibi degildir, duygusal yaklasir"

    Hatta kendini bilmez akilli(lar) da cikip sunu yapma bunu yap bile diyebilmis, guzelce kendi dogrularini genel gecer dogrular olarak sunabilmis, yuzleri kizarmadan, "Ben kime ne yaziyorum ya" diye dusunmeden belki...

    Elif, sen bunlarin hicbirisini takmamalisin bence kafana. Burada yada gunluk yasantinda, yasayan da sensin, hisseden de... Senden baska kimse olmayacak, belki birazcik paylasabildigin bir yada birkac kisi disinda, o da birazcik.

    YanıtlaSil
  11. Kişisel hakaretler içeren ilk yorum, o kişinin yazarımızı nasıl da delice kıskandığının ve yazıda ne anlatılmak istendiğini bile anlamamış olmasının bir semptomu olmakla birlikte, aşağıdaki cümleler de ne yazık ki -sexist- yani cinsiyet ayrımcılığı yapan yorumlardır.

    "Aldatan kadin erkegine butun saygisini yitirir, obur taraftan ise aldatan erkek esine saygisinda azalma olsa bile onu yitirmez."

    "Fakat seksten bahsediş şeklin daha çok bekar bir erkegin dudaklarından dökülmüş gibi"

    Bu yorumları yazan insanlara sıkıcı evliliklerinde (bu dar vizyonları ve çapsız düşünceleriyle zaten hayatlarının hiç bir cephesinde herhangi bir heyecan olabileceğini sanmıyorum -tüm evlilikler sıkıcıdır anlamında değil yoksa-) mutluluklar dilemekten başka bir çaremiz kalmıyor.

    YanıtlaSil
  12. Unutma bu bloğu gelecekteki eşin de okuyacak.(Eğer ömür boyu bekar kalmayı düşünmüyor ya da bloğunu eşine okutmamayı düşünüyorsan).Her ikiniz için de "güven" unsurunun eksik olduğu bir evlilik olacak, yazık.

    Okumaya devam ediyorum seni, 2 gün önce farkettim ve enteresan bi şekilde her yazını merak etmeye başladım. Bazen güzel yazıyosun bazen saçma(benim fikrim) ama okuması keyifli bir anlatımın var:)
    Başarılar...

    YanıtlaSil
  13. Merhabalar Elif Hanım,

    Bu yazınızda biraz cesurca davranıp tabuların dışına çıkmışsınız ve bunun karşılığında olumsuz( genellikle hemcinslerinizden) eleştirilere maruz kalmışsınız. Eski dönemlere bakacak olursak, yazdıklarınız Türk toplumu ve aile yapısına uygun değil. Bu tür tepkilere maruz kalmanızı doğal karşılıyorum ve söylenmeyenleri dile getirdiğiniz için sizi kutluyorum. Gerek büyüdüğüm ortam, gerekse aile yapım dolayısı ile yapılması ve konuşulması hoş olmayan bir konu bu. Ama aradaki jenerasyon farkını göz önünde bulundurduğumuz zaman ve ülkem insanının avrupai özentilere dönüşmesinden dolayı bu kaleme aldıklarınız gerçekten günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Yaşadıklarıma dayanarak söylüyorum siz bu yazıyı yazarken bence eksik bile yazmışsınız diyebilirim. Belki sizinle olan kuşak farkında kaynaklanıyor olabilir yaşadıklarınızla yaşadıklarım arasındaki fark. Yeni nesil büyük bir hızla benliğini ve değerlerini kaybediyor. Sex bu nesil için yemek yemekten daha çok konuşmak gibi bir olgu halini almış. Konuşmak almış diyorum çünkü yeni ergin nesilde konuşmanın o kadar da önemi yok. İlişkiyi belirleyen en büyük unsur seks olmuş durumda. Bunun yanı sıra tek gecelik ilişkileri saymıyorum bile. O kadar basit ki bir insanla seks yapmak. Birgün benimle birlikte olan bir bayan ertesi gün hiçbirşey olmamış gibi yanıma sevgilisiyle gelebiliyor.

    YanıtlaSil
  14. Merhaba Yasin Bey,

    Evet tepki topladı bu yazım biraz, ama cevaben yazdığım yazıyı da okumanızı öneririm http://sehirlikiz.blogspot.com/2009/11/dusunuyorum-ve-soyluyorum.html

    Ve bir öneri daha size http://sehirlikiz.blogspot.com/2009/08/bu-gece-bos-musun.html

    Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler..

    YanıtlaSil
  15. hayır boş muhabbetın peşinden bukadar koşamanın manası nedir yani

    YanıtlaSil
  16. Seni en çok anlamayanın kadınlar olduğunu farkettin mi? bilemiyorum. Evli bir erkek olarak yazıyorum. Haklısın bütün yazdıklarında...ama sadece soru sormuşsun,çözüm önerisi yok. Eşimi aldatmak istemiyorum ama onunla yaptığım seksden de hiçbir şey anlamıyorum. Sanki yemek yemek gibi zorunlu bir görevi yerine getiriyorum. 30 yaşındayım ve seks hayatım bitti. Boşanmak da istemiyorum. Bütün erkekler istisnasız bunu yaşıyor. Bazıları bunu kendini tamamen dine vererek bastırıyor ama diğerleri, inanın bir erkek olarak çevremi de gözlemleyerek söylüyorum, aldatmayan yok. Ama fiziki ama sadece beyin olarak. Bütün erkekler aldatıyor. Bunu çözebilen varsa acil cevap bekliyorum, karar verme arefesindeyim.

    YanıtlaSil
  17. Zorunlu bir görev gibi görmeniz açıkcası yazdıklarımı doğruluyor bir bakıma. Ne yazık ki zamanla, diğer herşeyde de olduğu gibi evlilik de monotonlaşıyor. Daha önce heyecanla, hazla yaptığınız şeylerin yerini bir müddet sonra "görev" olarak yerine getiriyormuş hissine bırakıyor.

    Günümüzde evlilikler de sanırım bu yüzden daha kısa sürüyor. İstek, tutku, arzu bitince, çareyi kolayda bulur olmuş ne yazık ki insanlar. Bu da bence ilişkilerin yüzeyselleşmesinden kaynaklanıyor. Yoksa eskiden de bu durum aynıydı. Hatta görücü usulüyle evlenmiş olan annelerimiz, babalarımız, tanıdıklarımızın öyle birbirleri için tutuşarak evlendiklerini ben hiç sanmıyorum.

    30 yaş çok genç bir yaş. Çözüm önerisi yalnızca şu olabilir, birbirinizi özleyin. Gerekirse ayrı odalarda kalın bir müddet. Çıkmaya yeni başlar gibi randevulaşın. Mesela bir gece kulübüne gidin, ama ayrı ayrı. Uzaktan bakışın, tıpkı evlenmeden önce yaptığınız gibi. Heyecanı hissedin, yani ilişkinizi canlandıracak şeyler yapın. Demek istediğimi anlatabilmişimdir umarım.

    Ama şunu söyleyeyim bir kez aldatırsanız gerisi gelir emin olun. Sonrasında kendinizi anlamsız şeyler yaşarken bulursunuz ve aslında sevdiğiniz, ama artık cinsel yönden istemediğiniz, ama bir o kadar da kırmaktan sakındığınız kişiye yapmış olduğunuz haksızlıktan dolayı suçluluk çekersiniz.

    Karar sizin...

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.