23 Ekim 2009 Cuma

İçimdeki Futbol Aşkı Bambaşka..

Taraftar aşkı başkadır. Öyle televizyonda maç izlemekle olunmaz taraftar. Stata gitmeniz, tribünde tek vücut olup, takımınızı desteklemeniz gerekir. "Taraftar" işte o vakit olunur.

Ben de dişi bir aslan olarak bu unvanı haketmek adına, statta 90 dakika boyunca süren kıran kırana mücadelenin havasını diğer aslanlarla beraber teneffüs etmeye karar verdim. Ne yalan söyleyeyim tereddütlerim vardı başta, bir bayan olarak. Küfür kelime dağarcığım gelişecekti, ondan emindim. Peki ya olay çıkarsa, hani şu televizyonlarda izlediğimiz türden? Ben de aldım iki bodyguard niteliğindeki kankamı, düştüm Ali Sami Yen yollarına...



Durun durun, stata gitmeden önce bilinmesi gerekli bazı şeyler var. Mesela tek vücut olacağız dedik ya, bunu tamamlamak için bir formanız olmalı, üzerinizde gururla taşıyacağınız o asil renklere sahip bir forma.. Maça şimdiye kadar hiç gitmemiş olsam da formam vardı neyse ki. Takımınızın atkısı da gerekli. Maçın önemli bazı yerlerinde çok işe yarıyor. Eh o da vardı.. Unutmadan bir iki tezahürat öğrenmeyi de ihmal etmeyin. 

Nerede kalmıştık, Ali Sami Yen'e doğru gidecektik. Öncesinde kankalarım uyarıda bulunmuşlardı, çok dar kot ve topuklu ayakkabı giyme diye. Önce biraz nasıl yani oldum duyunca. Sonra düşününce binlerce erkeğin arasına gidiyordum, testosteron hat safhada olacaktı. Neyse uyarıları dikkate alarak giyindim ve evden çıktım. Fakat kızlar şunu söylemeliyim, forma giyen bayanlar sanki tepelerinden ulvi bir ışık hüzmesi inmiş gibi görünüyor olmalılar ki, sizi bu halde gören beyler şaşkın bir yüz ifadesiyle süzüyorlar. Öyle ki ister istemez hafiften kasılarak, biraz da yaylanarak yürümeye başlıyorsunuz, fonda Rocky film müziği Eye Of the Tiger. Hoş bir duygu, siz de hissetmelisiniz.

Kankalarımla buluştuktan sonra statın hemen yanındaki GS çadırına uğradık. Maç öncesi boy gösterme olarak da nitelendirilebilen stat çevresinde takılma hareketleri diyelim.. Kapıdan Galatasaray marşıyla giriyorsunuz. İçeride yine bir sürü erkek, genç-yaşlı, uzun-kısa, yakışıklı veya değil.. Lakin onların arasında azınlık olmak güzel duygu. Başınız dönüyor, nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Ama biliyorum ki bu birşey değil, asıl "cennet" statın içinde..



Ufak tefek bir şeyler aldıktan sonra, çadırın hemen arkasındaki cafede oturuyoruz, ne de olsa daha zamanımız var. Damla sakızlı Türk kahvesi söylüyorum. Fincanda getiremezlermiş. Niye diye sorduğumuzda, maç zamanı karton bardakta servis yapıyoruz diyor masamıza bakan garson. Vazgeçiyorum, karton bardakta aynı keyfi alamayacağımı düşünerek. Beyler içiyorlar mochalarını, lattelerini.. Bir iki hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyoruz. İçecekler bittikten sonra, statın giriş kapısına doğru ilerliyoruz.

Giriş kapısının yakınlarında, içeriye bozuk para sokmak yasak olduğundan, çekirdek satanlardan çekirdek alıyoruz. Bu hastalık gibi birşey. Yanınızdaki çekirdek yerken, bir anda canınız çekiveriyor. Yemiyeceğiniz varsa da, çekirdek çıtlatırken buluyorsunuz kendinizi. Bozuk paraları da tükettikten sonra, geliyoruz giriş kapısına. Erkek ve kadın polisler üzerinizi arıyor. Ama ne arama... Yani sanırım ellenmedik yerim kalmadı. İşin garibi size bunu bir bayanın yapıyor olması. Bir ara düşünmedim değil, erkek polis üzerimi arasa bu kadar garip hissetmezdim herhalde. Bu arama olayı iki kez yapılıyor, biri statın dışında, biri de statın içinde tam giriş kapısında.


Sonrasında giriyoruz stata. Saha kocaman, öyle televizyonda gözüktüğü gibi değil. Üst sıralara doğru ilerliyoruz, Eski Açıkta. Tabi açı önemli, bu konuda eksper olmuş kankalarıma bırakıyorum işi. Uygun bir açıyı tespit ettikten sonra geçiyoruz yerlerimize. Yavaş yavaş stat dolmaya başlıyor. Hem karşı takımın hem de bizim takımın oyuncuları sahaya çıkıp, maç öncesi ısınma hareketleri yapıyorlar. Bu ne esneklik kardeşim. Ve maç başlıyor. Herkes ayakta. Amigolar sanki bir orkestrayı yönetir gibi yönlendiriyorlar biz taraftarları. Havaya giriyorum yavaş yavaş, ben de bağırıyorum. Tezahüratlara katılıyorum,


Giden Her Sevgilinin Ardından ,Hep Biz Olduk El Sallayan
Haykırsak Duyarlarmı Sesimizi, Hangi Sevdadan Galip Çıktık Ki
Yürüyoruz Sessiz ve Kederli, Nevizade Geceleri
İnletiyoruz Hep Çıkışında, İstiklal Caddesini
Boşuna Çekilmedi Bunca Çile, İçiyoruz Gündüz Gece
Haykırdık Ama Duymadı Hiç Kimse ,Peşindeyiz Her Yerde

Zaten Aşklar Hep Yalan Dolan, Sonu Hep Acı Hüsran
Bize Her Sevdadan Geriye Kalan, Sadece Galatasaray
Cimbombom'um, Cimbombom'um
Canım Feda Olsun Sana
Hiçbir Şeye Değişilmez
Senin Sevgin Bu Dünyada
İstanbulda Deplasmanda, Yağmurlarda Çamurlarda
Kimim Varki Senden Başka, Cimbombom'um Sen Çok Yaşa...

Erkek sesleri daha hakim tabi, benim ki arada kaynıyor, ama olsun..

Derken gol oluveriyor. Fakat ofsaytmış, hevesimiz kursağımızda kalıyor. Heyecan dorukta. Bizimkiler zıplıyorlar, ben aralarında koruma altındayım. Eh tabi arada boy farkı olduğundan ben zıplamıyorum. Biraz öne doğru gelip, arada ezilmemeye çalışıyorum. Coşkumuz kesilmeden ardı ardına goller sıralanıyor. 4-1 yeniyoruz Dinamo Bükreş'i. Bütün stat ayakta, yıkılıyor.. Görmeniz lazım o enerjiyi, o coşkuyu hissetmeniz lazım. Anlatmakla olmaz, yaşamalısınız. Şimdiye kadar bu duyguyu yaşamamış olmama şaşıyorum doğrusu..

Eğer sizin de içinizdeki futbol aşkı bambaşka ise, takımınız tarih yazarken siz de birebir şahit olmak adına maçı kesinlikle statta izlemelisiniz...






4 yorum:

  1. aslantepe'ye geçince kombine bilet de alırsın sen şimdi :)

    YanıtlaSil
  2. "erkek polis üzerimi arasa bu kadar garip hissetmezdim herhalde"

    Hahahahahha, ben de buna "Nasıl yaniiii???" oldum desem yalan olmaz.

    YanıtlaSil
  3. yani demek istediğim, sizinle aynı cinsiyetten olan birinin sizi yoklaması çok ama çok garip oluyor o bakımdan :))))

    YanıtlaSil
  4. Tamam tamam, ana fikri anliyorum ama, oyle bir garip olmus iste :)

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.