23 Ekim 2009 Cuma

Bana Göre Değil

"Bana göre değil" dediğiniz oldu mu yaptığınız iş veya şu an yaşıyor olduğunuz hayat için? Ben bu aralar bu cümleyi çok fazla telaffuz eder oldum. Hem sesli, hem de içimden sessizce..

Bana göre değil şu an yaptığım iş. Aslına bakarsanız neden seçtim bu mesleği ben de bilmiyorum. Bana uygun muydu da seçtim? Hayır değil, hem de hiç değil. Hayatlarımız bir kalıba sığdırılmaya çalışılıyor da, aslında edilgen bir cümle kurmamalı, düzeltiyorum hayatlarımızı bir kalıba sığdırmaya çalışıyoruz da ondan daha sonraları canımız çok sıkılıyor içine düştüğümüz duruma. Yani kendi kendimizi bu konuma getiriyoruz. Eh kendi düşen ağlamaz denir. Fakat öyle olmuyor işte.

Neden hayatta hep izlenilmesi gereken soyut, ama bir o kadar da somut bir yol vardır? İlla ki bazı sınavlar kazanılmalı, illa ki üniversite mezunu olunmalı, illa ki iyi ve de yüksek bir pozisyonda çalışacağınız "çok ciddi" bir işiniz olmalı, illa ki çok para kazanıyor olunmalı, illa ki belli bir yaşta evlenip çoluk çocuk sahibi olunmalı, illa ki onları da iyi yerlerde okutmalı, illa ki illa ki..... Hani bir şarkı var bilir misiniz Leman Sam'ın? İlla.. O şarkıyı dinlemek beni nasıl daraltıyorsa ve de bir an önce bitmesini istiyorsam her çalınışında, işte hayattaki olmazsa olmaz haline soktuğumuz, kısır döngü  haline getirdiğimiz illakiler sürüsü de aynı etkiyi bırakıyor bende..

Yakın bir arkadaşımla bu konuyu konuşmuştuk bir ara, demişti ki "Ben hep surf hocası olmak isterdim, ama şimdi bu sıkıcı işle uğraşmak zorundayım. 9-18.00 arası mesai yaparak geçirmek zorundayım hayatımı.." İşte bu! Tek bir yaşam sürme hakkımız olan şu dünyada kendimizi istemediğimiz kalıpların içerisinde buluyoruz. Ömrümüzü sevmediğimiz şeyleri yaparak tüketiyoruz. Değer mi? Geçirdiğiniz günün tekrarı yok düşünsenize. Bir dakika öncesi geçmiştir artık. Ne yaptıysanız orada kalmıştır, ya da yapmadıklarınız. Bir "keşke" olarak..

Ben hiç bu kadar kapana kısılmış hissetmemiştim kendimi. Ben ki sürekli kahkalar atıp, hayatı çok da kendine dert etmemeye çalışan biri olarak bu kadar pessimist bir ruh haline girdiysem eğer, demek ki bardak taşmaya başlamış. Müdahale etmek gerek...

Sanırım zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark ettiğim bir dönemdeyim. Etrafımda olan biten bazı şeylerin bugüne kadar benim isteğim dışında oluşması ve benim gibi inatçı ve de dişli birinin olan bitene seyirci kalmaktan öteye gidemiyor olması beni karamsarlığa düşürdü. Asla monoton bir hayatım oldu diyemem. Fakat belli çizgilerin dışına da çıkamıyor insan.

Hayatımızda kendimize ayıracak ne kadar vaktimiz oluyor ki? Hep bir koşturmaca içindeyiz, bir yerlere yetişme çabası içindeyiz. Böyle mi olmalı benim hayatım diye sordunuz mu hiç kendi kendinize? Peki hayatın bize izlememiz için sunduğu yol haritasının dışında kalan ama aklımızın bir köşesinde "Bir gün şunu da yapmalıyım, şunu da görmeliyim, şuraya da gitmeliyim" dediğimiz noktalar, tali yollar? Ya daha sonra hiç vaktimiz olmazsa? Ya çok geç kaldıysak..

Bana göre değil diyorsanız siz de benim gibi, vakit zincirleri kırma vaktidir. Yoldan çıkmanın zamanıdır. Çok geç kalmadan o tali yollara yönelmenin tam zamanıdır..


3 yorum:

  1. Yazinin en sonunda sen de soylemissindir, vakit yoldan cikma zamani, eger o yolu sevmiyor istemiyorsan... Hem de, sadece su an degil, her zaman!

    Hala surf hocasi olabilirsin.. Hala cizgilerinin disina cikabilirsin.

    Ancak, bir tek sey var soylenecek: Yine cizgilerin olacak, belki yeni cizgiler olacak ama...

    Cesme'yi tavsiye ederim, surf hocasi olmak icin :) Ama kislari cok revacta olmuyordur kanimca.

    YanıtlaSil
  2. Emrecim surf hocası olmak isteyen ben değilim. Ama yazıda bahsettiğim arkadaşıma söylediklerini okutacağım..

    YanıtlaSil
  3. Tam ekran izleyin

    http://www.skiciyiz.biz/e-ayip-artik-ama-640.html

    Biraz daha küçük olsaydın keşke...

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.