9 Ekim 2009 Cuma

18 yaşında gibiyim ben inan..

İşe gitmek için servis beklediğim yerde bekliyordum o pazartesi sabahı da her zaman olduğu gibi.. Derken bir adam arabasından inip yanıma geldi ve günaydın dedi, tebessüm ederek. Takım elbiseli, kır saçlı.. Belli ki o da işe gitmek için sabahın erken saatlerinde yollara düşenlerdendi.. Ben de günaydın dedim. Adam devam etti, "Siz bankacı mıydınız?". Garibime gitti tabi.."Evet" dedim şaşkın bir ifade ile. Devam etti "Hangi bankadaydınız?". Çalıştığım bankanın adını söyledim. Kır saçlı bey taşıt kredisi kullanacağını, o konuda bilgi almak istediğini söyledi. Nasıl yani oldum, belli ki konuşmak için ortam yaratmaya çalışıyordu. Sabah sabah kimin aklına gelir ki taşıt kredisi konusunda bilgi almak.

Genel müdürlükte çalıştığımı, konu hakkında detaylı bilgiyi şubelerden alabileceğini söyleyerek geçiştirmeye çalıştım. Bir yandan da bizim servis şoförünün kulaklarını çınlatıyorum, gecikecek günü bulması dolayısıyla. Fakat adam vazgeçmiyor, "Sizin lacivert peugeotunuz var değil mi?". Şaşırmayı bırakın yüzümde nasıl bir ifade oluştuysa, “Biz komşuyuz aslında, bakın sizin hakkınızda ne çok şey biliyorum. Bu araba, şirket arabası. Ben üstü açık bir Mercedes alacağım da taşıt kredisiyle onu soracaktım” dedi. Ben sordum sanki alacağı arabanın markasını, ne gerek var yani.. Aklı sıra etkilemeye çalışıyor. Geçiniz bu bayat numaraları. Neyse tam o sırada bizim servis de ufukta göründü. İyi günler dileyip hızlıca servisime yöneldim.

Ertesi gün, bir de baktım ki ne göreyim. Adam benden önce gitmiş durmuş benim servis beklediğim yerde. Ama bu sefer kendi arabasıyla gelmiş, arabanın yanında kasıla kasıla duruyor “Bak benim gıcır bir Volvom var” edasıyla. Biraz öteye doğru ilerledim ama adam da yanımda bitiverdi. “Kusura bakmayın, sanırım rahatsız oldunuz” dedi. Sonunda anladın, içimden geçiriyorum tabi bunu. Dedim ki “Tanımadığım bir insanın hakkımda bilgi sahibi olması beni şaşırttı ne yalan söyleyeyim. Hem biz aynı apartmanda filan mı oturuyoruz da komşu oluyoruz?”. Olay buradan sonra daha da enteresanlaşıyor, dinleyin cevabı. “Ben aslında sizi ilk 4 ay önce görmüştüm. (Bu arada belirteyim annemlerin evinin karşısında erkek güzellik merkezi var). Saçlarım için gittiğim yerde sıra beklerken sizi gördüm, evinize doğru yürüyordunuz. Ne kadar hoş bir bayan, kimdir diye sorduğumda, bana bankacı olduğunuzu orada çalışanlar söyledi”. Yahu ben bırakın aynı apartmanda oturanları, aynı sokakta yaşayanların işini gücünü hatta kim olduklarını bilmem. Nasıl oluyorsa erkek güzellik merkezindekiler benim ne iş yaptığımı nerden bilebilirler? Adam devam etti “Sabahları buradan bir arkadaşımı da alıp birlikte gidiyoruz işe. Sizi burada görünce hatırladım 4 ay evvel gördüğümü. Ben ayrıca sizin arabanızı park ettiğiniz özel otoparkta yıkatıyorum kendi arabamı.” Yok artık, arabamı nereye park ettiğime kadar izlemiş beni. Adam adeta bir stalker. Adını söyledi, Cüneyt imiş. Benimkini sordu, olaydan her ne kadar rahatsız olsam da adam düzgün birine benziyordu ve doğruyu söylemek gerekirse bu olayın sonunun nereye varacağı konusundaki merakım sonucu ben de ona adımı söyledim. Kaçlı olduğumu sordu, cevap verdikten sonra tabi ben de aynı soruyu ona yönelttim. Tahmin et dedi. 68’li olabileceğini söyledim. Eh o civarlarda diyerek geçiştirdi. Daha aşağı olsaydı hayır ben daha gencim edasıyla pat diye söylerdi. Ama o civarlarda demek, daha yukarısı aslında ama işte şu an bununla yetin demek gibi bir şeydi. Nihayet servis geldi. İyi çalışmalar dileyerek ayrıldım yanından Cüneyt Bey’in.

Olayı kankalarımla masaya yatırdık, ama işin içinden çıkamadık. Hayretimizi saklayamadık. 2 günlük muhabbetimizin konusu olmuştu kır saçlı, 68 civarı doğumlu, gözlem ruhu gelişmiş bu adam. Kendime sordum yine ve yeniden, yahu bir kere de normal bir şey gelmez mi başıma?

Ertesi sabah oldu. Yine evimden çıktım, 100 metre kadar yürüyüp yolun karşısına geçtim. Fakat Cüneyt Bey yoktu. Sonra ki günler görmedim kendisini. Hafta sonu geçti pazartesi oldu. Yine her zamanki yerde duruyordu. Hafta sonu neler yaptığımı sordu ve ekledi, “Yerinden oynatmamışsın arabayı”. Başkalarını neden izler ki insanlar? Sana ne kardeşim diyesim geldi, sustum. Düşündüğünü söyleyen cinste insanımdır, tanıyanlar bilir. “Çocuk var mı siz de?” Şok oldu, beklemiyordu bu soruyu. Dedi ki “ Yok çocuğum. Bekar olduğumu söylemiştim. Şaşırdım sormana böyle erkenden.” Sinir olmuştum beni sürekli izliyor olmasına, bozmam lazımdı. Hem daha erkeni mi var yahu.“Daha önce evlenmiş, sonrasında da boşanmış olabilirsiniz. Üstelik benim hakkımda bu kadar bilgi toplamış olan birine ne istersem sormaya hakkım var diye düşünüyorum”….

Salı günü sonunda yapmasını beklediğim hamleyi yaptı, telefon numaramı istedi. Verdim. Dedim ya merak ediyordum neler olacak. Gün içerisinde saat 11 civarında da mesaj attı “Umarım günün pozitif geçiyordur. Ben ve telefonum sana şans getirir :)”. Mesajda tam olarak ne demek istediğini anlamamakla birlikte, sadece okumakla yetindim, cevap yazmadım. Zaten ne yazılır ki bu mesaja cevap olarak. Saat 17.30 da telefon çaldı, arayan o. Günümün nasıl geçtiğini, mesajı alıp almadığımı sordu. Belli ki mesajına cevap bekliyormuş. Hüsrana uğratmışım kendisini. Yoldaymış işten çıkmış, benim kaçta çıkacağımı sordu. 6 dedim. “Ben de aslında daha Nişantaşı’na uğrayacaktım. İstersen seni ben alayım. Birlikte geçeriz karşıya..” dedi. Akşam arkadaşımla programım olduğunu duyunca hafif bozuldu, “Bu yakada mı karşı da mı buluşacaksınız?” diye sordu. Yahu ay sana ne, nefret ederim bu tip sorulardan. Hani şey diye düşünürsünüz ya, yaş ilerleyince bazı şeyler oturur, insanlar edindikleri deneyimlerden bir şeyler öğrenip gençken yaptıkları saçmalıkları yazmazlar diye. Yok öyle bir şey arkadaşlar. Sana bir bayan programım var diyerek nazikçe seni geri çeviriyorsa ve sen hala soru sormaya devam ediyorsan, tek bir şey söyleyeceğim “Pes”. Cevap verdim ne yapayım, sanki açıklama yapmak mecburiyetindeymişim gibi “Hayır, yine karşıya geçeceğim, orada buluşacağız”. Bu arada gerçekten bir arkadaşımla buluşacaktım, yalan değil yani.

Çarşamba sabahı, her zaman ki gibi geldi yanıma. Günaydın dedikten sonra devam etti “Bugün seni ben götüreyim mi işe? Nasılsa ikimiz de aynı tarafa gidiyoruz..” Ben, “Hiç gerek yok, zahmet olmasın size. Ben servise biner giderim. Hem uyuyorum” dedim. Adam ısrarlı “Yok ne zahmeti”. Başka ne mazeret gösterebilirim diye düşünürken aklıma işe beraber gittiği arkadaşı geldi ve dedim ki “Sizin şimdi arkadaşınız da var, ben rahatsız etmeyeyim.” Cüneyt Bey “ Arkadaşım bugün yok”. Kesin önceden ayarladı, muhtemelen şöyle bir diyalog geçti “Oğlum bugün işe kendi çabalarınla gidiyorsun, kusura bakma. Benim işim var.” Peki dedim, mazeretler tükendiği vakit. Buradan sonrasını diyalog halinde yazacağım. (C:Cüneyt, B: Ben)

C: Üşüyor musun? Üşüyorsan alttan ısıtmayı açayım istersen.

B: (Yahu istemiyorum alttan ısınmak filan) Yok teşekkürler ben böyle iyiyim.

C: Eee dün ne yaptınız arkadaşınla? Caddeye mi gittiniz?

B: (Bunun sorulacağını biliyordum.) Gezdik evet.

C: Sadece gezdiniz mi, oturmadınız mı bir yerde?

B: (Ay ne bu ya, sorguya mı çekiliyorum. Demek ki bunun yaşla ilgisi yok.) Hayır da neden bütün bu sorular?

C: (Çevir kazı yanmasın edasıyla) Ben de akşam caddedeydim de belki aynı yerlerde bulunmuşuzdur diye sordum.

Ben mekanın adını verince, “Hmm bundan sonra oraları da öğrenmek gerek..” Al işte en sevmediğim şey, karşısındaki kişiye yaranmak daha doğrusu sevimli görünmek için yapılan, benim çok itici bulduğum bir hareket..

C: Erkek arkadaşın çok şanslı olmalı.

Buyurun buradan yakın, adamın her lafı fiyasko. Düşündüğümü söylerim, öyle lafı dolandırmam. Dedim ki,

B: Ne demek şimdi bu? Erkek arkadaşım olup olmadığını öğrenmek için miydi şimdi bu cümle? Hem hayatımda biri olsa benim şuan burada ne işim var? (Şimdi bundan bir anlam çıkaracağını düşünerek cümleme devam ettim) Hoş şuanda arabanızda olmamın altında da bir anlam aramak da yanlış olur.

Adamcağız pustu. Baktı ki kızdım, elindeki kozları oynamaya çalıştı.

C: Seni ilk gördüğümde beğenmiştim. Ama tanımaya başladıktan sonra daha çok beğendim ve etkilendim.

Çakallll! Ben yemem bunları, sen kiminle dans ettiğini daha bilmiyorsun. Lafı değiştirmek adına, işi ile ilgili sorular sormaya başladım.

B: Sizin (şirketin adını yazmıyorum) A’daki göreviniz ne?

C: Önce İnsan Kaynaklarındaydım, şimdi Sosyal İşler ile ilgileniyorum.

B: Ne mezunusunuz?

C: Ben Turizm Otelcilik okudum. Ortaokulu İngiltere’de okudum. Sonra Maarif Kolejinde okudum. Üniversiteye girdim, fakat bitirmedim.

Bir dakika bir dakika, “Maarif Koleji” mi? O da ne ki? Cumhuriyet zamanında adı geçen mektepler gibi. Nasıl yani? Kesinlikle bu fırsatı değerlendirmeliydim, şu yaş konusunu açıklığa kavuşturmalıydım.

B: Siz tam olarak kaçlıydınız?

C: 65

Yani benden 12 yaş büyük, yaklaşık 6 yıl sonra 50 yaşında olacak bir adamdı karşımdaki. Zaten yaşlanmanın verdiği etkiyle yüzünde oluşmuş olan kırışıklıklar, bedeninde olan ve olabilecek sarkmalar, buruşmalar geçti aklımdan. Bihter'e hak verdim...

B: Hmm dedim, ya da benzeri bir efekt yaptım bir yandan kafamda benden kaç yaş büyük olduğunun hesabını yaparken.

C: Dün mesajımı aldığında ne yaptın?

B: Okudummm. (ay ne yapacağımı düşünüyor ki? Aaaa mesaj gönderdi yaşasın diye havalara mı uçacağım)

C: Yani ne hissettin? (Yahu ama yapılmaz ki bu? Sen bana ortam hazırlıyorsun seni bozmam için. Pardon kaç yaşındasın?)

B: Ne mi hissettim? (Gayet cool bir tavırla..) Ne hissetmeliyim? Ya mesaj çekecektin ya arayacaktın. Zaten o yüzden almadın mı telefon numaramı?

C: O da doğru ya. Ama insan cevap yazar..

B: (Bu bir kabus mu, eğer öyle ise ben uyanmak istiyorum. İMDAT!!!) Cevap yazılacak bir mesaj değildi ki. Neden cevap yazayım?

C: Tamam da yani en azından bir gülen surat filan yapsaydın.

B: Ben pek mesaj çeken bir tip değilimdir. (Uzatma işte, batıyorsun battıkça Cüneyt Bey)

Mesaj konusunu kapatmak adına, futboldan konu açtım ama açmaz olaydım. Hangi takımı tuttuğunu sordum. Fenerbahçe dedi, benim takımımı sordu. Galatasaray dedim. Dedi ki,

C: İyi sevindim. İleride maç izlediğimizde, aynı takımı tutuyor olsaydık zevkli olmazdı.

Ben bir şey mi kaçırdım? “Biz” olmuşuz da haberim yok. Daha ortada fol yok yumurta yok, ki olacağını da hiç zannetmiyorum, hakkımda ileriye dönük planlar yapılmaya başlanmış bile.

Yol da bitmek bilmiyor…

C: Benimle ilgili ne düşünüyorsun?

B: Hiçbir şey. Sizi tanımıyorum ki.

C: Peki tanıdıktan sonra bir engel var mı?

Bu arada kendisi erken yaşta evlenmiş, boşanmış.

B: Evet var, yaşınız. Lafı dolandırmam açık sözlüyümdür.

C: Ama ben 18 yaşında gibiyim inan..

Neeee? Nasıl ya? Nedir bu cümlenin anlamı?

B: Bana bir şey ispat etmek zorunda değilsiniz.

C: Benim daha önceden 76lı arkadaşlarım da oldu.

B: Ama benim 65li arkadaşım hiç olmadı.

C: Olmadan bilemezsin ki.

Yaş ilerledikçe idrak etmek daha mı zorlaşıyor, yoksa bu yeniden genç olmaya çalışmanın verdiği bir etki mi?

Trafik yoğundu fakat, beni etkilemek çabasıyla Cüneyt Bey türlü numaralar yaparak, makas atarak hızlı bir şekilde arabayı kullandığı için saat hala 8 olmamıştı. Ya da belki bunun altında sormaya hazırlandığı soru için ortam yaratma planları yatıyordu.

C: Saat daha 7:40. Kahvaltı edelim mi birlikte Kule Çarşı’da ?

B: Arkadaşlarıma söz verdim birlikte kahvaltı yapacaktık.

C: Peki öğlen geleyim, yemek yeriz?

Kötü davranılmak hoşuna mı gidiyor anlamadım ki? Dedim ki,

B: Neticede orası benim iş yerim ve insanlar konuşmayı severler. Gelmeseniz daha iyi olur.

C: Biz seninle yemek yiyemeyecek miyiz peki?

B: Bakalım, konuşuruz….

Neyse ki sonunda gelmiştik. Beni getirdiği için teşekkür ettim ve arabadan indim…

Yaş sendromu bu olsa gerek. Yaşlanmayı kabul etmemek.. Kimse yaşlanmak istemez evet. Mümkün olduğunca ertelemeye çalışırız, yersizdir bu çabalar aslında. Biliriz bunu, ama inanmak istemeyiz.


Aşkın yaşı yoktur deriz. Evet aşkın yaşı yoktur ama, aşkı yaşayan insanların "yaşı" vardır..












17 yorum:

  1. Aman tanrim, bomba resmen :)

    1) Erkek Guzellik Salonu ne? Kuafor bile gereksizken (ben Berber'leri seviyorum)...

    2) Kuzum sen de neden verirsin telefonunu, nerden binersin arabalara? Hem tum cevaplar guzel ama, en son yemek ile ilgili "Bakalim, konusuruz..." olmamis bence.

    Acik birakilacak kapi bile yok ki ortada. Kesinlikle 50'sindeki birinden fazlasini hakedersin, kotu davranma kendine :)))

    (Ayrica, insan bi guleryuz falan yapar :P)

    YanıtlaSil
  2. Cevap vereyim,

    1)Benden çok bakım yaptırıyorlar, önünden geçerken görüyorum da. Cilt bakımından tut, istenmeyen tüyleri yok etmeye kadar her türlü hizmet varmış ürün yelpazelerinde :)))

    2)"arabalara" binmek? hepi topu bir defa yaptım, o da adam komşum. yoksa ne işim var arabasında.. "bakalım, konuşuruz" kibarca reddetme cümlesidir tabi "anlayana" :)

    Son olarak zaten öyle bir düşüncem yok, o kadar yaş farkı olan biriyle olmaya. Ama şu da var sanırım erkekler yaşları ilerledikçe ancak cesur atılımlar yapabiliyorlar. O kadar ürkütücü olduğumu sanmıyorum, halen yalnız olmama sebep olarak..

    YanıtlaSil
  3. ne oldu yazmiyorsun kac gundur? merak icindeyiz.

    YanıtlaSil
  4. ben surekli takip ediyorum.
    yeni yazilari merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
  5. Bir erkekle dalga geçilmesi hoşuna gidiyor galiba yazı isteyenlerin :) evet evet böyle devam çok güzel olmuş.Zavallı Cüneyt keşke kendiyle alakalı yazılanları görse bi daha da prim vermese.

    YanıtlaSil
  6. way be, hem kendini çözmüş, hem de insanları okumayı öğrenmiş. zeka kokan yazılar bunlar :)

    YanıtlaSil
  7. Telefonu vermek,arabaya binmek olmamalıydı..Bunlar olunca bayağı bi umutlanmış vatandaş..Hakkınızdaki bilgileri toplamak için bayağı bir zaman harcamış.Bir insan hiç tanımadığı birinin arabasının yerinden hiç kı mıldamadığını söylüyorsa o insandan uzak durulmalı derim..Bu kadar birini sıkı takibe de pes yani..Üstü açık mercedes alacağını söylemesi de tam bir komedi.Yıllar önce kel kafalı,göbekli vatandaşlar mercedeslerle dolaşıp hava atarlarmış.Özellikle Almanya'da çalışan işçiler..Bir an o aklıma geldi üstü açık mercedes lafını söyleyince..Ama sonunda her kuşun etinin yenemeyeceğini de anlamıştır umarım 65 li çapkın olduğunu sanan vatandaşımız..
    Köylü

    YanıtlaSil
  8. bi yazı seçtim bu geldi şehirli kız :) okuması pek bi keyifli geldi bana ama yaşarken senin için öyle olmadığı belli birazcık :) umarım peşini bırakmıştır.. anladığım kadarıyla kolay kolay bırakacak gibi değildi çünkü

    YanıtlaSil
  9. Sevgili Zağanos Paşa :)

    Allahtan bıraktı peşimi. Zaten kendisi en son ruh ikizini bulmak için televizyon kanallarından birinde yayınlanan evlilik programına katılmaktaydı. Halen ruh ikizini arıyor mu, yoksa buldu mu, o konuda bir malumatım yok..

    YanıtlaSil
  10. Yazıyı az önce okudum, uzun bir süre önce yazılmış tam Cüneyt beyi merak ediyordum ki
    en son mesajda durumunu yazmışsınız,

    Ben de diğer arkadaşlar gibi araca binmek ve telefon numarası vermenin pek doğru bir davranış olmadığını söylemeliyim haddim olmayarak..

    Bir daha başınıza gelmemesini umut ederek çok Geçmiş olsun demeli size :)

    YanıtlaSil
  11. :))
    peki peki yapmıcam bir daha söz :)

    YanıtlaSil
  12. Ben geç yorum yapayım ; :)

    Iki ucu keskin bıçak derler ya öyle bir durum...
    Ben medeni cesareti takdir ediyorum ,destekliyorum ,Bir bay olarak beğeni gördüğümde kırmak istemiyorum.Hatta normalleşmek adına biraz mavi boncuk dağıtıyor olabilirim...:)
    Öte yandan bu mavi boncukları karşısı bir umut olarak algılayıp ,acıyı uzatabilir , zaman kaybı olabilir vs...
    Beyefendinin obsesif olduğunu düşünmüyorum...
    Beyefendinin görgüsüz olduğunu düşünmüyorum...
    Ayaküstü "freak" muamelesi görme riski bir nefes kadar yakınken ,saçmalamış olabilir.Yine de hoşgörmek lazım ,etkilendiğiniz birine beyefendinin yaptıklarını yapın da görelim:)

    Olur olmaz ,ayrı konu ,ama ben beyefendiye bravo diyorum ,efendi gibi çıkıp talep etmiş...

    Şehirli Kız'a 2 kere bravo ,medeni birisi gibi adama sapık muamelesi yapmamış.Değerlendirmiş,telefonunu vermiş ,arabasına binmiş...Doğru da değerlendirmiş ki ,can sıkmamış sonrasında...

    Emre Bey'e dislike:) insanlar yolda gördüğü birisine beğeni belirtemeyecek mi?İlle mevcut sosyal ortamda başka türlü ilişkilerin içinden mi damıtacağız bu ilişkileri?

    Kısaca herşey olması gerektiği gibi ,bence...

    Bu arada yazının içine gizli bir "maddiyat mı , hiç takmam" mesajı da var ki...
    Galiba mercedesi olma olgusuna değil de ,bunun dillendirilmesine gıcığız...Maddiyata önem veren ruhsuz olma ihtimali iyi hissettirmiyor herhalde...Romantikler bizi...

    YanıtlaSil
  13. Geç olsun geç olmasın diyelim :))

    Teşekkürler yorumunuz için..

    YanıtlaSil
  14. Şehirlikız... delikız
    çok cesaretlisin kendine konu çıkarmak için mi yaptın, öylemi gelişti onu merak ettim.

    YanıtlaSil
  15. Sevgili Ali,

    Yok canım, yazuya konu olsun diye yapılır mı onca şey? :)) Olaylar öyle gelişti..

    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  16. :)) sizin yerinize gülen yüzü ben yaptım içinde kalmasın cüneyt beyin..
    insan aşık olabilir deli gibi sevebilir tamam hatta abartıyorum karşılık almak için taklalar da atar ama aşk ayrı aptallık apayrıdır..

    YanıtlaSil
  17. Çok dobra birisin şehirli kız umarım karşına kafana uygun biri çıkar

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.