11 Eylül 2009 Cuma

Maşajj yapıyorum anne!


Sevgili ablamın iki oğlu var, biri altı yaşında, diğeri dört. Küçük olanı geçenlerde evin içinde kaybolmuş. Ablam seslenmiş seslenmiş bulamamış bir türlü.. Salona geçmiş tekrar göz gezdirmiş sağa sola, bir de ne görsün. Bizim ufaklık girmiş yemek masasının altına, eli şortunun içinde sifli sifli birşeyler yapıyor. Ablam sormuş "Oğlum ne yapıyorsun orada? Deminden beri seni arıyorum.." Bora cevap vermiş, aynen konuştuğu tarzda yazıyorum "Pipime maşaj yapooyum anne". Ablam şaşırmış tabi. Çocuğu olanlar daha iyi bilir, bu tip şeylerde ani tepki vermemek gerekir. Üzerine giderseniz, sizin zıttınıza bu hareketine devam eder. O da böyle düşünerek sakin bir şekilde sormuş, "Boracım neden masaj yapıyorsun peki?". Herhangi bir ekleme veya değişiklik yapmadan olduğu gibi yazıyorum cevabını, "Büyüsün diye anne". Nasil yani?

Geçen gün yine ziyarete gittim yiğenlerimi görmeye. Eee ne de olsa duble teyzeyiz. Bora ile oturduk sohbet ediyoruz. Çocukla sohbet olur mu demeyin, olur hem de ne sohbet. Bakın dinleyin. Kendisi karar vermiş pazartesi günü aşık olacakmış. Kime diye soruyorum, saymaya başlıyor yuvadaki sınıf arkadaşlarının adlarını "Ela, Irmak, Selen, Ece". Evet ya sormayın, bir değil tam 4 kişiye aşık olacakmış. Neden 4 diye soruyorum, diyor ki "Çünkü hepsini istiyorum". Devam ediyor "Dördüne de aşık olup evleneceğim, hepsi bizim eve gelecekler. Burada yaşayacağız". Ablamın saçları diken diken olmuş hayretten. Neyse en azından aklında "evlilik" olgusu var, namusu kurtardık da nereden geliyor bu harem kurma isteği, işte onu henüz çözemedik. Bora'da gerçekten potansiyel görüyorum. İleride çok çapkın, haylaz birşey olcak. Zavallı ablam nasıl başa çıkacak orasını bilemiyorum.

Yani olay budur arkadaşlar, erkekler küçüklükten başlarlar bu işlere. Doğalarında var.. Engel olamıyorlar. Düşünün daha 4 yaşında iken bu işlerin farkına varabilen yaratıklardan bahsediyoruz. Yaptıklarını kınamamak lazım o yüzden. Daha ziyade sebebini anlamaya çalışmalı..


İşte ben de karar verdim, dünyaya erkeklerin gözünden bakmaya ve başladım bu konuyu araştırmaya. Bizim de onların da iki bacağı, iki kolu var. Tamam bizim adetsel olarak bir fazlamız var ama yani aynı görünürken, neden bu kadar farklıyız? Neden olaylara bu kadar farklı bakabiliyor ve farklı tepkiler verebiliyoruz? Tüm bu soruların cevabını bulmalıydım.Yok yok öyle çok uzun seneler, ya da aylar sürmedi araştırmamı tamamlamam. Çok kutsal bir görevdi yalnız onu itiraf edeyim.

Araştırmam boyunca bayan kimliğimden tamamen sıyrıldım. Yeri geldi onların diliyle konuştum, yeri geldi onların gözüyle baktım hem cinslerime. Kolay olmadı, ama üstesinden geldim. Bitirme tezimi de işte şimdi sizlerle paylaşıyorum.

Yeni yeni terimler öğrendim. Mesela "Yılan". Hayır hayır kötü, kötülük yapan anlamında değil. Efendim erkekler güzel, hoş, alımlı, ve de kışkırtıcı bayanlara bu lakabı uygun görmüşler. Bir diğer ifade "çıngıraklı yılan vadisi". Tahmin edeceğiniz üzere yılanların yani güzel bayanların sayıca fazlalık gösterdiği yer anlamına geliyor, ki böylesi bir yer onlar için cennet gibi birşey demek. Kullandıkları terimlerin hepsini burada paylaşamayacağım, ayrı bir ihtisas konusu çünkü. Özetle ayrı bir lügata sahip olduklarını söyleyebiliriz..

Erkekler sandığınız gibi öyle mal varlığını ulu orta açığa vuran kadınları sevmezler. Aslında hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar mutaassıplardır. Bakarlar size bakarlar, orası kesin. Fakat mazallah size aranan gözüyle bakılmasını istemiyorsanız, size tavsiyem fazla açılmamak. 

Mülayim olduğunu düşündüğünüz erkekler de dahil, hiçbir erkek uslu değildir. Asla piyasa dışı kalmak istemezler. Bir erkek 80'ine de gelse ilgi görmek ister, talibi olsun ister. Bunu aktiviteye döken de vardır, dökmeyen ya da fırsat bulamadığı için dökemeyen de. Yahu genlerinde var adamların (örnek: yiğenim Bora). 

Mesela önlerinden hoş, alımlı bir bayan ( bazıları için sadece "bayan" olması bile yeterli olabiliyor tabi) geçen erkekleri ele alalım. Önce şöyle bir tepeden tırnağa süzerler, o da yetmez arkadan da dönüp bakarlar. Bir nevi önlü arkalı fotokopinizi çekerler. Bana kalırsa bu genetik bir problem, bir nevi takıntı bile olduğunu söyleyebiliriz. Yapmazlarsa rahat edemezler, bakmaları şarttır.


Bir kere erkekler feci bir gözlem yeteneğine sahiptirler. En ince ayrıntıya kadar incelerler. Detaya önem verirler. Sizin hiç farketmediğiniz, görmediğiniz şeylerin onlar çoktan farkına varmışlardır. Gözlerinden hiçbir şey kaçmaz.

Modayı, düzeltiyorum kadın modasını takip ederler, hatta biz bayanlardan çok. Abartılı giyim tarzından ve aşırı makyajdan hoşlanmazlar. Kendileri doğal oldukları gibi doğal olan kadını severler. Kim ne giymiş, neyi kendine yakıştırmış, neyi yakıştırmamış irdelemekle kalmayıp, kendi aralarında komite oluştururlar. Dedikoyu severler, bence bizden çok dedikodu yaparlar. Kim kiminle birlikte, nerede ne yapıyor haberleri vardır mutlaka. Kadın erkek kendilerinden başka herkese isim takmayı severler. Aralarında bu lakapları kullanarak şifreli konuşurlar.  

Hep erkekler bağlanmaktan korkarlar diye biliriz. Aslında bağlanmaktan korkmazlar. Bağlanmanın beraberinde getireceği ayrıntılarla uğraşmak istemezler. "Sevgili" veya "koca" unvanlarını alınca, bir takım sorumluluklar yükleriz ya onlara, işte onlar bundan kaçarlar. Daha doğrusu zora, dara gelemezler. Hayatlarında gerçekleşecek olan yenilikten, değişimden hoşlanmazlar. Alışkanlıklarına bağlıdırlar. Bu bakımdan ehlileştirilemez oldukları kanısındayım. Zorlamamak lazım, kendi hallerine bırakacaksınız. Zaten ilgiden hoşlandıklarından, ki ana kucağında başlar bu durum, sizin ilginizi kaybediyor olma korkusu onları yola getirir merak etmeyin.

Haklarını yememek lazım sevdiler mi tam severler. Kıymet bilene rastlamadılarsa eğer, Dr. Jekyll ve Mr. Hyde misali canavara dönüşürler daha sonraları. Yani aslında canımızı yaktığını düşündüğümüz tarzdaki erkekleri de biz kadınlar yaratırız.

Hayata her daim bizden daha pozitif bakarlar, ee bizim gibi her ay hormonel gel-gitler yaşamadıkları için gayet doğal bir durum bence. Hayata olumlu baktıkları için, olumlu kadınları severler, bunalım takılanlara hiç gelemezler. Sızlanıp durana hele hiç dayanamazlar.

Adrenalini severler, spor yaparlar yapanı da severler. Aktivite insanlarıdırlar.

Avcı ruhludurlar. İlk çağlardan gelen bir nitelik olduğuna inandığım bu olguyu evrimleşmiş olmalarına karşın yitirmemişlerdir, günümüze kadar getirmeyi başarmışlardır. Avcı nasıl avını gözüne kestirir, saatlerce kıpırdamadan beklemek zorunda kalsa bile, sonunda muvaffak olacağını düşünerek sabırlı olmasını bilirse, günümüz erkek homosapiensleri de avına yani kadın kısmına aynı şekilde davranır. Bir ön çalışma yapar, emek sarfeder. Sabırlı davranırlar. Zaten uğruna çaba harcanmayan şeyin kıymeti olmaz değil mi? O yüzden kestirmeden gitmelerine izin vermemek, sonuca uzun yoldan varmalarını sağlamak gerek. Yalnız yolu, işin içinden çıkılmaz bir labirente de çevirmemek lazım.

Erkekleri tam anlamıyla çözdün mü diye sorarsanız, ben sadece dünyalarına kapı aralığından şöyle bir kafamı uzattım diyebilirim. Ama en azından onları anlamaya, onlarla daha iyi nasıl diyalog kurup anlaşabilirimin cevabını bulmaya çalıştım, çalışıyorum da. Bulgularım sadece bunlar mı, tabi ki değil. Onlara da bir başka yazımda değinirim elbet.

Not: Araştırmam boyunca bana engin bilgileri ve aydınlatıcı yönlendirmeleriyle bilerek ya da bilmeyerek yardımda bulunan arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim.

4 yorum:

  1. Kendimi kullanılmış hissettim :)

    YanıtlaSil
  2. gerçeklerin su yüzüne çıkmasına yardımcı oldunuz, kullanılmış hissetmeyin o yüzden. ulvi bir amaca hizmet etmiş olduğunuzu düşünün :)))

    YanıtlaSil
  3. Ne yalan soyleyeyim, ilginc ve okumasi guzel bir arastirma olmus. Ozellikle de Bora'nin masaj sebebi :P

    Ancaaak; (Gelelim yagli balli kisma)
    1) Yilan'i herkes oyle bir anlamda kullanmiyor bence :) - 10 numara'dan IlIk'a kadar aklina gelebilecek hersey olabilir. Hayli dinamik bir dil yapisi yani anliyacagin.
    2) Dedikodu konusunda katiliyorum, erkekler de yapar. Ama sadece kadinlari cekistirmek icin degil ki. Erkekler biraz geyiktir, hersey uzerinde geyik yapabilirler.
    3) Kadinlari suzerler evet, hatta bazi kendini bilmezler dedigin gibi fotokopi yada x-ray dahi cekerler. Ama, fark surada ki, kadinlar hem erkekleri, hem de diger kadinlari ayni sekilde suzer :) (En azindan biz hemcinslerimizin goruntusune vb. o kadar dikkat etmiyoruz :P)
    4) Gozlem ve inceleme yetenegi konusunda hakli olabilirsin, ama kendi adima, sadece "onemli" kategorisindekiler dikkate degerdir. Ornegin, karsimdakinin sacinin 1cm kisalmasi lafi edilecek birsey degildir :)

    Sac demisken, iki kiz arkadas arasinda kuafor sonrasi sac muhabbeti 10 dakikadan 2 saate kadar uzayabiliyorken, 2 erkek arasinda:
    - Oooo hoca saclari kestirmissin, sihhatler olsun
    - Eyvallah, sagol
    kadar kisadir genelde :)

    Bir de, karikature bayildim ya... Kum dolmasin elbette :)

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.