18 Eylül 2009 Cuma

İçim acıyor..



197 gündür tüm Türkiye birlikte üzüldük Münevver'in hunharca katledilişine. İnanamadık böyle bir olaya. İnanamadık bu kadar sürede Cem Garipoğlu'nun bulunamayışına...

Cinayeti ilk duyduğumda tüylerim diken diken olmuştu. Nasıl bir insan, bir insana böyle birşeyi yapabilirdi? Bir insanın canını almak bu kadar kolay mıydı? Öldürmeyi bırakın, başını vücudundan testere ile kesmek.. Kan gölü, her yerde kan, çok kan.. Tanrım nasıl bir mide bunu kaldırır ki? Günlerdir herkes gibi ben de bu soruları sordum kendi kendime. Ama cevabı bulamadım bir türlü. Karabulut ailesi gibi ben de üzüntüyle bekledim gerçeklerin ortaya çıkmasını. Cem Garipoğlu ile Münevver'in mutlu günlerinde çekilmiş fotoğraflarına bakarken düşündüm hep, Cem bunu yapmış olamaz, olmamalı diye. Çünkü beynim, mantığım bir türlü kabul edemiyordu böyle bir şeyi. Sevdiği insana biri bunu nasıl yapar ki?

Çocuğunun kılına zarar gelmesini istemez hiçbir anne baba. Evladına geleceğine kendisine gelsin ister, dayanamaz acı çektiğini görmeye. Hasta olunca pervane olur, içi acır. Kimse bilemez o duyguyu anne baba değilse. Kelimelere sığmaz ki, ben ne kadar anlatmaya çalışsam da garip bir duygudur anlatamam. Düşünün o aile acıların en acısını çekti, çekiyor da. Ölmesini bırakın, pamuklara sarıp sarmaladıkları yavrularının hunharca katledilip bir çöp gibi atıldığı gerçeğiyle yaşıyorlar. 

Diğer tarafta oğlunu 9 ay karnında taşıyıp, her şeyden sakınarak büyüten bir anne. Evladının böyle bir şey yapmasını hiç kimse  hayal bile edemez. Kim ister ki öz evladı başka bir ana kuzusuna bunu yapsın? Nasıl hisseder ki çocuğunun böyle birşey yaptığını öğrenince? Korumaya mı çalışır, yoksa görmek dahi istemez mi?

Aylardır  televizyon kanallarında izledik, gazetelerde okuduk Münevver'in babasının haykırışlarını, isyanlarını. Acısını beraber yaşadık. Münevver'in erkek kardeşinin ablası için hazırladığı görüntüleri izlerken gözyaşlarımızı tutamadık. Olaydaki her gelişmeyi takip ettik. Adli tıpta ortaya çıkan esrarengiz hatalarla Süreyya Bey'e hak verdik. Para ve paranın verdiği gücün yapabileceklerini gördük belki de. Bizlerin bilmediği birşeyler dönüyordu orası kesin..

Sonunda Cem teslim oldu. Saç sakal birbirine karışmış, zayıflamış. Aslında yanı başımızdaymış, uzaklara gitmemiş hiç.. Ne oldu da yaptı ki bunu? Neden? Değer miydi? Pişmanım diyor, ben ölseydim keşke onun yerine diyor. Bunları gerçekten hissederek mi, yoksa paçasını en az cezayla kurtarmak ve kendini sempatik göstermek için mi söylüyor? Bu arada sabah gazetelerden birinde gördüm. Cem'in bu sözünü günün sözü olarak ikinci sayfalarının üst kısmına koymuşlar. Nasıl yani dedim? Kinaye mi yapmaya çalışmışlar? Garip...

Acaba başkaları da var mıydı? Vardı tabi. Bir kere en basiti bıçakladıktan sonra kan olmuştur her yer, bir de başını kesmiş. Kan gölü.. CSI izleyenler bilir, kan izlerini deterjanla silseniz bile, luminol diye kimyasal bir madde var tatbik edilince kan olup olmadığını ortaya çıkarıyor. Bu çocuk tek başına nasıl temizledi? O kadar soğuk kanlı mı ki onca şeyden sonra şuuru yerinde olsun da akıl etsin ortalığı ve de üstünü başını temizlesin?Yahu düşünün bir insanı bıçaklamış bir çok kere. Her yeri kan. Sonra gitmiş testere almış ki gitar kutusuna sığmayan başını kesebilsin. Yapamaz tek başına.. Belli ki yardım edenler var, belli ki ceza almaması gereken kişiler var..

Bundan sonra ne olacak, şimdi onu merak ediyor herkes. Tabi ben de.. Gazeteler yazmış bugün, şu kadar ceza alır, eh indirim alır şu yaşında çıkar diye..

Cem daha çok genç, 6 lisan biliyor, şu kadar ülke görmüş.. Peki ya Münevver? O da gençti.. Pırıl pırıl bir genç. Önünde onu bekleyen uzun bir gelecek, bir hayat vardı. O şimdi nerede? Toprağın altında çürüyor.. Peki Cem nerede?

Yalan.. Başkası yalan, dünyada ölümden başkası yalan...




1 yorum:

  1. Bunları yazmak neyi değiştirir bilmiyorum ama evet bir çoçuk aramızdan ayrıldı diğer çoçuk yaşıyor.Herkes emin olsun ki bu yaşayan çocuk tamam adam farketmiyor artık aşık olamayacak.Ara sıra girdiği tarifsiz acı deryasında,nöbetlerde keşke ölsem ne anlamı var bu dünyanın diye düşünüp intihar etmeye çalışacak.Kendisine madden mutluluklar sağlamış fakat gerçekten ona yaklaşamamış ailesini düşünüp onlardan daha çok soğuyacak.Münevver ismini duyduğunda belkide titremeye başlayacak.Ömür boyu Münevverle mutlu olduğu bir hayatın hayalleri ile yaşayacak ya da delirecek.Belkide hapisten çıktıktan sonra geceleri o çöp bidonun oraya gidip ağlayacak.Bunları Cem G. ye acındırmak için söylemiyorum ama o da çok fazla acı çekecek bence.Bana göre iki taraf içinde suç ailelerindir ama acısını onlar çekti ve çekecekler.Herkesin içi acıyor.

    Slck

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.