5 Eylül 2009 Cumartesi

Duman

Haftasonu geçmişe kısa bir yolculuk yaptım. Kısa ama keyifli, ve belki biraz da buruk..

Eskiden tanıdığım, ve arkadaş kalabildiğim birini ziyarete gittim. O nişanlanmıştı kısa bir süre önce. Haberim vardı çünkü irtibatı koparmamıştık. Geçen zaman içerisinde ne yaptığımız, hayatımızda ne aşamada olduğumuz ile ilgili detaylı olmasa da bilgimiz vardır ikimizin de. Nereden çıktı bu ziyaret derseniz, iş ile ilgiliydi.. Aslında belki de görüşmek için bahane bulmuş da olabilirim. Hala ben bile kendime bunun cevabını veremiyorum.. Belki ufak da olsa yüreğimin bir köşesinde, eskiden kalan kırıntılardı. Ufacık, minicik pembe kırıntılar..

Gitmeden önce kendimi içinde en iyi hissettiğim giysilerimi giyip, olabildiğince güzel görünmek için hazırlandım. Öyle olmaz mı zaten, yani eski sevgiliniz veya eskiden hoşlandığınız biriyle tekrar görüşmeniz gerekiyorsa ya da tesadüfen karşılaştığınız zaman, kafanızdan şu düşünce geçmez mi? "Acaba nasıl görünüyorum? Eskisi gibi görünüyor muyum?" Aklında en son kalan "siz" görüntüsü ile çıkmak istersiniz karşısına.. İçinizde yeniden başlamasını istediğiniz, umut ettiğiniz duygusu olmaksızın geçer bu düşünceler.. İşte bana da aynısı oldu. Zaten ötesi olamazdı, nişanlanmıştı sevdiği kadınla..

En son yaklaşık bir sene önce yüzyüze görüşmüştük. Arabaya bindim, ofisine doğru yola çıktım. Yol boyunca aklımda eski "biz", yaşanmış güzel anlar, hatıralar.. Artık gelmiştim, içimde garip bir heyecan.. Karnımda kelebekler uçuşuyordu. Arabadan indim. Balkondan bana bakıyordu, bir zamanlar baktığımda dalıp gittiğim o mavi gözleriyle. Acaba o ne hissetmişti o an, o da heyecanlanmış mıydı benim gibi? Ne düşünmüştü? Cevabını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğim sorular..

Gözlerimi ondan ayırdığımda, o bir kaç saniyelik dalıp gitmenin arkasından, balkonda yalnız olmadığını farkettim. Hayır hayır bu nişanlışı değildi. Yanında duran çok yaşıklı bir golden retrieverdı. Kapıya doğru ilerledim, basamaklardan yukarı çıktım. Kapıdaydı, tam karşımdadıydı yanında o sevimli köpeğiyle. Tokalaşıp öpüştük. Resmi bir merhabalaşma değildi, ama eskisi gibi de değildi..

İçeri ofisine geçtik. Konuşmaya başladık. Tabi ilk sorduğum bu sevimli köpeğin nereden çıktığıydı. Sokakta bulmuşlar. Ya evden kaçmış ya da terk edilmiş anlattığına göre. Sahip çıkmışlar, evine almış. Adını "Duman" koymuş, en sevdiği grubun adı...

Duman ile ilgili konuşuyordu, bulduklarında ne durumda olduğu, ilk veterinere götürdüklerinde yaşadıkları... Dinliyordum tabi ki, ama bir yandan da yüzünü inceliyordum. Bir zamanlar yüzüne dokunduğum adamdı karşımda oturan, şuan başkasına dokunuyordu. O artık sonsuza kadar başkasına aitti. Mutluydum onun adına, çünkü o mutluydu. Ama belli ki özlemiştim, belli ki hala birşeyler vardı derinlerde bir yerlerde. Belki de geçmişim o an oradaydı, tam önümdeydi. Yanı başımda duruyordu ama elimi uzatsam da ulaşamayacağım kadar uzaktı bana..

Konuştuk, konuştuk.. Hayatımızda bir sene boyunca olanları paylaştık birbirimizle. Zaman dolmuştu, gitmeliydim artık. Veda ederken içimde burukluk vardı. Uzaklaşıncaya kadar baktı arkamdan. Acaba o da benimle bu zaman yolculuğuna çıkmış mıydı?

Geçmişe gittim bu haftasonu, geleceği olmayan geçmişe...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.