16 Eylül 2009 Çarşamba

Aldatmanın Dayanılmaz Heyecanı

Bu işin cinsiyetle alakası yok. Erkek de aldatır, kadın da. Nasıl desem, illa tensel temas yapılmasına da gerek yok. Bir bakış, ya da ağızdan çıkan birkaç kelime de aldatmak olabilir. Her bakış değil tabi, ben de bakarım sağıma soluma, hoş bulduğum birine. Ama bakmak var, bakmak var. Gözle soyarcasına bakarsanız, kusura bakmayın ama bu normal değildir. Bu olsa olsa geçiş sürecidir bir sonraki aşamaya. Bir nevi ısınma turları.. Aksiyon alacak ortam bulundu mu, kesin aldatılır.

Konuşma bile aldatma yerine geçer. Msn'de veya e-mail ortamında yapılan hararetli (anladınız siz neyi kastettiğimi) konuşmalar mesela.. "Aman canım ben fiziksel birşey yapmıyorum nasılsa" bahanesi ardına saklanıp, masum ayaklarına yatmamalı. Yani olay beyinde bitiyor. İlla ki uzvun uzva değmesi gerekmez ki canım. "Düşünmek" bile yeterli olabilir. Ayrıca bu da bir nevi ısınma turudur, oyuna alınmak için yedek kulübesinde beklemeye benzer.

Bazı insan flört etmeyi sever. Ben de severim. Neden sevilir? Çünkü heyecan verir, insanı iyi hissettirir. Beğenilmenin dayanılmaz cazibesi.. Bilinmezliğin keşfine çıkılmış bir yolculuk gibidir. Yeni biriyle tanıştığınız zaman siz de hissetmez misiniz? Sonraları birliktelik monotonlaştıkça o ilk buluşmalardaki, ilk göz göze gelmelerdeki, ilklerdeki heyecan yitip gitmeye başlar. Yani bunun sevgiyle alakası yok, seversiniz, sevmeye devam edersiniz de hani olur ya o içinizde daha önce ilişkinin başlarında hissettiğiniz kıpırdanmalar yok olur. Masumane arayışlar içine girersiniz, tabi bu arayışlar masum olarak kalmazlar. 

Erkeklerde daha çok olur bu. Hiç itiraz istemem. Ne oldu, hani libidonuz yüksek diye ortalarda hindi gibi kabarıyodunuz? Vallahi ben, libidom düşük diyen erkeğe rastlamadım. Hoş bu terimin cinsiyeti de yoktur aslında. Herşeyde olduğu gibi erkekler tarafından sahiplenilmiştir sadece. Eee ne de olsa erkek milletinin yere göğe sığdıramadıkları ''erkeklik'' olgusunu fezaya çıkaracak nitelikte yapılmış bir övgüdür. Rahmetli Freud'un ortaya çıkardığı, içgüdüsel enerjiyi ifade eder "libido". Yani efendim, bilindik manasıyla seksüel anlamda dozajı fazla kaçmıştır bu arkadaşların. Bir yetmez, üç yetmez, eh beş de yetmez. Ver ver ver, ver Allahım ver diyerek gezinirler ortalarda. Bal gibi alakası var. Hal böyle olunca yetmemeye başlar birlikte olunulan kişi. Heyecan gitmiştir, kaşif ruhu bastırılamaz seviyelere gelmiştir. Keşfedecek yeni "yerler" arayışına girme tutkusuyla yanılır tutuşulur. Ve nihayetinde aldatılır.

Aslında o veya bu şekilde birini aldatmak bir insana yapılabilecek en adi davranışlardan biridir. Hiçbir mantıklı açıklaması olduğunu da düşünmüyorum. Birinin arkasından iş çevirmek, onu aptal yerine koymak sahtekarlıktır. Kendini kandırmaktan başka birşey de değildir.

Ne yapın ne edin libidonuzu düşük tutun, ya da düşük libidolusunu bulun. Tabi bulabiliyorsanız..

13 yorum:

  1. Sayın blogcu ,
    Nıye aldatınızı anladıkta
    genelde erkekler aldatma gecesinden sonra yani ertesi gun
    yada sevgiliyle ilk karşılaştıklarında bir üzüntü
    bir lan ne gereği vardı duygusu sarar insanı
    ve bu duygu geçene kadar ayrı bi sevecen olurlar partnerlerine karşı
    daha bi sıkı sarılınır falan
    olay anında da insanın aklına glebilir çogu zaman
    bitse de gitsek bile olunabilir
    bunlara değinilmemiş
    yada bu duygulardan henuz haberdar değilsiniz

    YanıtlaSil
  2. ne yani aldatmak ilişkiyi daha tutkulu hale getirir mi demek istiyorsun?

    suçluluk duygusunu bastırmak için yapılmış hareketler bunlar. kız arkadaş durumu çakmasın, aman yakalanmayayım düşüncesiyle yapılan sevgi gösterileri. ama tamamen göstermelik. gerçekten sevse insan yapmaz, üzülmesini istemez çünkü..

    bu arada ben erkek değilim ne hissetiğinizi bilemem o anda, veya sonrasında. aldattım dedim ama fiziksel anlamda aldattım demedim.

    YanıtlaSil
  3. Aldatmanın veya aldattıktan sonra yakalanmanın en büyük savunması "düşünmeden oldu" veya "benim için bi anlamı yoktu"... En spontane gelişen fiziksel veya duygusal aldatmada bile birlikte olduğun kişiyi ve o anda kendinin ne yaptığını düşünecek kimi zaman 5 sn. kimi zaman 5 yıl,mutlaka zamanın vardır. Ayrıca bi anlamı olmamasının bile bir anlamı kesinlikle vardır. Özellikle fiziksel aldatmalarda lütfen kimse suçu libidoya falan atmasın. Zaten tek eşli yaşam insanoğlunun doğasına özellikle erkeklerin doğasına kesinlikle aykırı... İsviçreli bilimadamları ispatladı bile.
    Yorumumu Skin Ablamızdan güzide bir dörtlükle tamamlıyorum;

    Faithfulness is just a little rule we break
    still pretending lust was just a fool
    we faked, me made...

    YanıtlaSil
  4. Yani diyorsun ki İsviçreli bilimadamları da ispatladı zaten tek eşli yaşamanın insan doğasına aykırı olduğunu. Aldatmak insanın doğasında var ve normal mi yani? Hoş mu görelim diyorsun?

    YanıtlaSil
  5. Hos gorulmese bile, insanin dogasinda boyle birsey oldugunu, insanlarin da sonucunda ortaya cikan kalp kirikligindan kacmak icin evlilik, tek eslilik gibi kavramlari yarattiklari kabul edilmeli bence...

    Ha, aldatmayalim, aldatilmayalim da.. Ne yasanacaksa, durustce olsun, icinde sevgi, saygi, affedicilik ve $efkat olsun :)

    YanıtlaSil
  6. arzu ablam güzel yazmıs ama yanlıs anlasılmalara müsait cümleler kullanmıs..bi yerde yanlıs olduğunu düsündüğüm bir kanıya müdahale edicem..mükemmel yaratılmıs beden ve ruhlarımızın illa ki kullanım sekli bize düsüyor ve kisiden kisiye fark ediyor. insanların farklı olmakları gerekir çünkü farklı kisiliklere sahiplerdir. aslında libido da bi test gibi bisey..insanların dayanıklılık seviyesi mi demeliyiz bilmiyorum. insanlar tek esliliğe uyum sağlamakta zorluk çekebilirler ama ruhsal ve duygusal yapıları gereği bence tek esli olmalılardır. arzunun dediği gibi tek esliliğe uymuyorsak bile, doğasal olarak uymamak kendimizi eğitemeyeceğimiz anlamına gelmez.
    onun dısında, kadın erkek ayrımlarına inanmam pek. insanlar içlerinden düsünüyorsa bence pek problem yok çünkü bunu herkes yapar, en azından baskaları bilmiyor ve sevgilisini küçük düsürmüyor. hayal etmeyi önlemek mümkündür ama düsünceyi önlemek mümkün değildir bence. bunları fazla aldatmak olarak nitelendirmiyorum.çünkü kimse mükemmel olamaz..dünyaya mükemmel sunuluruz. sıfırdan baslamak denir buna..sonrasında eksiler ve artılarla değistiririz. çünkü mükemmel olmamız mümkün değil. mükemmel olmayı da kimse beklemez :)

    YanıtlaSil
  7. İlk yorumu yazan E.B. ve Emre dışında hiçbir beyefendi sesini çıkarmadı. Sanırım her şey güllük gülistanlık onlar için. Kadınlar aldatıp onların kalbini kırmıyor demek ki...
    :))

    YanıtlaSil
  8. Şehirli Kızcım ve diğer okurlar,
    Ben kesinlikle bu ALDATMA durumlarını hoş görelim demiyorum... Ama insanın doğasında olduğunu da inkar edemeyiz. Daha önce de dediğim gibi aldatma olayından önce (eğer bilinç kaybı yaşamıyorsan)kısa veya uzun bir düşünme süresi var. İşte bu düşünme sürecinde içgüdülerine yenik düşmek veya kendini kontrol altında tutmak kendi elimizde. Eğer içgüdülerine yenilmek istiyorsan da sonuçlarına katlanacaksın. Tabii eğer bu aldatma sadece fiziksel değil de duygusal bir boyutta ise ve birlikte olduğun kişiye içinde bulunduğun durumu anlatıp diğer kişiyi seçmeye karar verdiysen zaten bir ALDATMA durumu da yaşanmıyor demektir. Fakat ikinci durum kesinlikle daha zor bir karar. Medyatik örnek; Halit Ergenç, Bergüzar Korel...

    YanıtlaSil
  9. Eğer hayatına başka birisinin girmesiyle ilişki sonlanıyor ve durum dürüst bir şekilde herkese açıklanıyorsa bu aldatma değil başkası nedeniyle ilişkinin bitmesidir. Ancak aldatma dediğimiz yani kaypaklık ve sahtekarlık boyutu yenisi gelince eskisinin yedek kulübesinde tutulmaya çalışılmasıdır, bırakılamamasıdır. Yalnız kalırsam korkusu ve güvensizlik kişinin hayatını birden fazla eşe bölüştürmesi ile nihayetlenir. Genelde her türlü günahın altında dünyaya bağlılığın ve elde edilenlerin elden kaybedilmesi korkusu vardır. İnsan maddi imkanlarını yitirme korkusuyla hırsızlık yapar, itibarını kaybetme korkusuyla yalan söyler, yalnız kalma korkusu nedeniyle aldatır, yani hepsinin temelinde ego dediğimiz basit hayvandan aşağı kılınmış nefsin kötülükleri yatar. Erdemli insan dünyadan geçer, zor durumda ve yoksun kalsa bile yapılması gereken erdemli davranışı seçer...Şunu unutmayalım; kaypaklar kısa vadede kazandığını zannetsede uzun vadede mutlaka ve mutlaka kazanacak olan erdemli insandır...

    YanıtlaSil
  10. Karşı cinste karşı konulmaz bulduklarımız
    İngiltere’de, 4,000 yetişkinin katıldığı bir ankette, çoğu kadının uzun süreli göz kontağına ve güçlü kollara eşlik eden flörtöz bir gülümsemeyi karşı konulmaz bulduğu belirlendi

    YanıtlaSil
  11. yani kısacası eşelr arasında anlaşılırsa aslında flört hayatına öyle bir heyecan katarki.
    bir paraşüt ile atlamak gibi.rafting,korku filimi izlemk uçurumun kenarından aşğıya bakmak.

    işte flört ederken yasak olan şeyi yaptığımız için aslında zevkli.sen yapıyorsan eşinden yaparsa ses çıkaramazsın belki onunda flört etmesinden sende zevk alabilirsin.bunu türkiyede anlamak ve yaşamak kolay değil tabi.tek düze bir hata var burda çünkü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım.

      Burada bu konuyu yalnızca aldatılmaktan hoşlanan insanlar savunabilir.

      Eh ben aldatılmaktan hoşlanırım, çok severim, eşim/arkadaşım haftada birkaçgün başkasında kalsın gezsin tozsun stres atsın diyebiliyorsanız ben de size birşey demiyorum.

      ALLAH (C.C.) bizlere layığımızı fazlasıyla veriri.

      Sil
  12. İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım.

    Burada bu konuyu yalnızca aldatılmaktan hoşlanan insanlar savunabilir.

    Eh ben aldatılmaktan hoşlanırım, çok severim, eşim/arkadaşım haftada birkaçgün başkasında kalsın gezsin tozsun stres atsın diyebiliyorsanız ben de size birşey demiyorum.

    ALLAH (C.C.) bizlere layığımızı fazlasıyla veriri.

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.