24 Ağustos 2009 Pazartesi

Ah şu erkekler..


Erkekler, ne sizinle ne sizsiz...

Hmmm erkekler... Güzel yaratıklarsınız sizler..

Duru varlıklardır onlar, sabah uyanıp da yanınızda onu gördüğünüzde şaşırmazsınız. Dün nasıl görünüyorlarsa aynıdırlar çünkü.. Düşünsenize cildini daha güzel göstermek için fondöten sürmez onlar. Kirpiklerini uzun göstermek için rimel sürmek gibi bir kaygıları da yoktur. Onlar neyseler odurlar..

Aslında görünüşlerinde olduğu gibi düşüncelerinde, hareketlerinde de makyajsızdır onlar. Mavi Sakal'ın bir şarkısı vardır bilir misiniz? "Yat geliyorum, çünkü seni seviyorum..." İşte bu sözler kadar yalındırlar, nettirler. Bir erkek düşündüğünü söyler, öyle biz kadınların yaptığı gibi dolanbaçlı yollara girmez. Entrikalar da çevirmez bir erkek. Olayı çıkmaza sokan aslında biz kadınlarızdır.

Yokluğunuz bir dert, varlığınız ayrı bir dert. Biz kadın milleti zaten dert bulmaya dünden razı olduğumuzdan, hayatımızda her daim ve de her an bir drama yaşanması kaçınılmazdır.

Sevgilimiz olmayınca neden yok der, yiyip bitiririz kendimizi. Allahım her şeyim var, peki neden benim de bir sevgilim yok? Yok, çünkü bu senin seçimin... Allah dağına göre kar verir diyeceğim olmayacak,ne yapayım? :)) Biraz da insan kendinde aramalı nedenini. Özeleştiri yapmalı. Ya da beklemeli. Lüzumsuz ilişkiler yaşayacağına, yıpratacağına kendini, beklemeli sessizce. Avını bekleyen kedi gibi demiyorum tabi canım. Sessiz sedasız, arayış içinde olmadan beklemeli...

Sevgiliniz olur, bu sefer de adamı da kendinizi de yer bitirirsiniz. Neden hala aramadı? Acaba şu anda nerede, kiminle? Cep telefonu kapalı, neden? Mesajıma cevap vermedi, neden? Sabah günaydın / akşam iyi geceler mesajı yollamadı, neden? Neden ilgilenmiyor benimle? Neden, neden, nedennnnn? Biraz durun, bir nefes alın. Adamı da rahat bırakın. Nedir bu "hep ben'cilik"?

Herkesin bir özel hayatı olmalı bence. Kendine vakit ayırabilmeli. Her an, her saniye birlikte olunmamalı. Hanımlar şunu bilin dünya sizin etrafınızda dönmüyor ne yazık ki. Gerçeklerle yüzleşin.. Siz ilgi odağı olmak isterseniz hep, peki o adamcağıza kim ilgi gösterecek? Ama bir dakika şimdi beylerin "İşte bu!" dediklerini duyar gibi oldum bir an. Yok öyle yağma. Gösterilecek ilginin de bir seviyesi olmalı. Ne çok, ne az.. Tam kararında olmalı. Her iki taraf için de geçerli bu. Erkek milleti fazla ilgiden de bunalır, daraltmayacaksınız adamı. Bazısı da "Hmmm. Ben tamamım, dayanılmazım" havalarına girip kendini Don Juan zannederse o zaman durum fena, hiç çekilmezler. Dedim ya bunaltmadan yapacaksınız.

Bir de şu düşünce vardır, herşeyi beraber yapalım. Tamam bazı şeyler kesinlikle "birlikte" yapılmalı ;) Ona diyeceğim yok. Ama herkes aynı şeyleri yapmaktan hoşlanmaz. Hele de bu kişilerden biri bayan biri de erkekse ortak noktaları bulmak bir hayli zorlaşabilir. Erkeklerin tabiatı farklıdır biz bayanlardır. Onlar aktivite meraklısıdırlar, öyle saatlerce mağazada sizin elbise seçmenizi bekleyemezlerler, sıkılırlar. Onlar "özet" insanlardır, yani her şeyleri şipşaktır. Evet evet herşeyleri, o da dahil. Onu da bizim yüzümüzden uzatırlar ya, bu çok derin bir konu. Girersek çıkamayız şimdi. Ne diyorduk, yüzde yüz uyum beklemeyin ondan da ilişkinizden de. Öyle olsa inanın zaten çok sıkıcı olur. Ayrı tellerden de çalın demiyorum ama, bırakın kendi arkadaşlarıyla da takılsın. Siz de takılın. Yalan söylemek zorunda bırakmayın adamı, sonra buna alışırsa daha fena olabilir. Zaten söylüyorsa yol verin gitsin.

İnsanları değiştiremezsiniz. Bu lafım her iki taraf için de geçerli. Değiştirmeye çalışmayın boş yere. Hele siz bayanlar özellikle bunu bir görev haline getirirsiniz kendinize. Yapmayın, bu mission impossible gibi bir şeydir çünkü. Size uymuyor mu, davranışından, tavrından hoşnut değil misiniz, yalan mı söylüyor bırakın gitsin. Her gün sıkıntı çekeceğinize yol verin gitsin. Zorla güzellik olmaz.. Yahu denizde bir sürü balık var. Ya da başka bir benzetme yapalım, karamelli pasta da var, çilekli de, vişne de, karışık da olabilir tabi :))) İllaki size uyan bulunur.

Hiçbir şeyi kendinize dert etmeyin. Şu üç günlük dünyada kendinizi yürümeyen bir şey için heba etmeyin..


5 yorum:

  1. Hmmm,
    Elif takdir ettim düşüncelerini :)

    Yalnız, iki noktaya takıldım. "Evet evet herşeyleri, o da dahil." ve karamelli, çilekli, vişneli yada karışık pasta'ya :))))

    YanıtlaSil
  2. esasında sorun falan yok ortada..azıcık bir görmezden gelme..ve birazcık gülümseme.. biz erkeklerin en can alıcı zayıf noktası.. eririz hemen.. Temelindekötü değiliz...kötü olsak anamız bizi doğurmaz ve kendine bağımlı hale getirmez..farkında olmadan. Siz bayanlar, biraz anne ve birazda eş olarak onlarla yan yana dünyaları ele geçirirsiniz..ammma sakın ağlamayın...o dayanılmaz oluyor..anlıyamıyoruz niye::))

    YanıtlaSil
  3. Yorumun için teşşekkür ederim Eros. Umarım diğer yazılarımı da okursun.

    YanıtlaSil
  4. Evet bunu da okudum:) Önyargılarımda haksız olmadığım kanısındayım hala! Çünkü; yazınızda bir yandan erkekleri aslında çözümlenebilir basit yaratıklar olarak göstermişsiniz, bir yandan da bu basitliklerinden dolayı yüceltmişsiniz. Fakat en kötü tarafı ise erkekleri denizdeki balığa benzetip biri olmuyorsa salın gitsin, bunlardan daha avlanacak sazan çok gibisinden bir sonuçla bitirmişsiniz. Hani sadece erkekler değildir yalancı olan. Aslında bayanlarda yalancıdır ki bunu belli etmezler. Mesela o konuda hızlıdırlar demişsiniz ki bu konuda gayet haklısınız. Ama siz bayanlar o konuya gelince eğer siz istiyorsanız erkekleri baştan çıkarabilmek için elinizden geleni yaparsınız. Fakat siz istemediğinizde ya başınız ağırır ya da çok yorgunsunuzdur. Kaldıki günümüzde eskiye nazaran roller değişmiş durumda sanki! Barlardan erkek tavlamaya çıkan bayanlar, sevgilisini başkalarıyla aldatan bayanlar, bunun gibi bir çok örnek verebilirim size kendi yaşamımdan. Bence artık sıkılması ve hesap vermeye zorlanması gerekenler erkeklerden daha çok bayanlardır. Bayanlar son 15 yıl içerisinde şeytaniliklerini kullanabilmenin farkına varmışlardır ve erkekleri bekleyen en büyük tehlike bu bayanlardır. Beğenmezsiniz hiçbir zaman ve çeşitli bahaneler üretirsiniz en ufak bir kavga için. Birgün gelecek ve anlayacaksınız ki sizin kafa yapınıza tamamen uyan bir erkek yok ve yalnızlığı o zaman hissedeceksiniz iliklerinizde ve o gün pişmanlıklar saracak düşüncelerinizi.

    YanıtlaSil
  5. Yasin Bey

    Okumaya ve yorumlara devam diyorum :)

    Ben azından balık demişim, ama sazanı siz diyorsunuz. Ben öyle birşeyi ima etmedim. Seçenek çokluğu anlamındaydı bu benzetme. Hiç değilse 2. el araba (bknz http://sehirlikiz.blogspot.com/2010/01/az-kullanlms-sevgili-aranyorrr.html )kefesine koymuyorum, altı üstü balık :))


    Bu arada bir öneri daha

    http://sehirlikiz.blogspot.com/2010/01/atesle-oynamayn-eliniz-yanar.html

    YanıtlaSil

Blog yazıları ve yorumlar

Bu blogda yer alan yazıların izinsiz başka bir sitede yayınlanması fikri haklar kanununa göre yasaktır.

Sitenin izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kopyalanarak başka blog veya sitelerde yayınlanması durumunda, söz konusu kişilerin IP adreslerinden tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılacaktır.

Blogdaki yazılara yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur.